25 Mart 2006

Kendi Kendine Konuşma?

- Hava hala berbat. Benim gene canım sıkkın. Dışarı çıksan da yapacak bir şey yok, burada oturduğumda da yok.
- Canın bir şey yapmak istemiyor senin zaten.
- Elimdeki izlenebilecek herşeyi izledim; belki kitap... Evet, kitap okunabilir. Ama o da nereye kadar? Dikkat eksikliği mevcut bende. Uzun süreler boyunca okuyamıyorum eskisi gibi. Bir de dinlenecek güzel bir şeyler yok ki okurken. Tunç da aynısını söylüyordu bu sabah: "Dinleyecek bir şey bulamıyoruz."
- Tunç da baygın, sen de baygın. Aferim ikinize de!
- Elçin de bana bir şey indirmemi söylemişti, ama neydi unuttum şimdi. Off. Sabah kahvemi içmedim ondan mıdır acaba bu haller? Yapayım şimdi bari?... Yapayım, evet.
- İyi hadi... Yap da gel. Sersem ettin beni de zaten. Sigara da içersin yanında sen şimdi. Bütün paketi ağzına sok, öyle iç hepsini e mi?
- Yaptım kahveyi. Yaparken de dışarı baktım. Gri desen değil, beyaz desen değil şu bulutlar... Rahatsız edici bir aydınlığa sahipler ve bu aydınlık nasıl oluyorsa da kasvetli. Anlayamadım ben bu durumu.
- Çoğunlukla anlayamıyorsun sen. Kafan çalışmıyor çalışması gereken zamanlarda.
- Doğrudur. İçimde anlamlar oluşuyor sadece ve bunlar kelimelerin kabuğuna sığmıyor, yahut yanlış kabuklar buluyorlar kendilerine. Beceremiyorum ya bazen bir şeyleri anlatmayı; işte o zamanlarda çok boğuluyorum. Büyük olasılıkla, "Her an anlatılacak bir şey vardır," sanrımdan kaynaklı bu.
- Her an anlatılacak bir şey yok herhalde, olmaz yani... Salak salak konuşuyorsun gene.
- Düşünce eleğim bozuk benim. Bu yüzden sıkılıyorum.
- Kıçından elek uydurma şimdi. Sen sıkıcısın zaten. Kabul et artık ve barış kendinle.
- Tamam. Sıkıcıyım ben. Ama, kendimi kötü hissetmediğim, canım yanmadığı halde neden bu kadar sıkılıyorum ki? Topak topak olmuş hışırtılı sıkıntım kabarıyor. Kaymağını bağlıyor kaynayan süt gibi soğuk havayla temas edince... Sonra da taşıyor ocağı berbat ediyor. Hem gaz kaçağı yapıyor, hem pis bir yanık kokusu yaratıyor.
- Ne diyorsun sen be? Sigara iç sen, gene saçmalamaya başladın.
- Haklısın. Ne dedim ki ben?İşte düşünce eleğim bozuk, bir kanıtı daha bunun! Budur!
- Yok elek melek. Sıyırdın sen kafayı inceden ama kayışı hiç bir zaman koparamayacaksın. Derdin bu...
- Haklısın sen de kendince. Hatırlıyor musun? Ortaokuldayken, canım sıkıldığında canımı sıkan şeyleri listelerdim ve böylelikle onları adlandırıp, somutlaştırıp ne kadar saçma ve gereksiz olduklarını hemen anlayıp, keyfime bakardım. Şimdi listeleyemiyorum. Şimdi sadece bahane üretiyorum... Kendime de kızıyorum bu huyumdan ötürü. Amaçsız bir kendi kendine konuşma hali işte!
- Beni kendinden sayma. Küfür gibi duruyor vallahi. Kavgada söylenmez. Ayrıca hava bozuksa, bozuk. Ne yani? Sadece mızmızlanıp duruyorsun.
- İnsan içine mi çıkayım? İyi gelir mi?
- Gelmez sana bir şey iyi bu saatten sonra. Bizim muhabbeti yaz. Sıkıcı olduğunu da kabullen.
- Nasıl yazacağım ben şimdi bunu? Herşey çok saçma.
- 25 yaşında koca kazıksın, hala ergen muhabbetleri yapıyorsun "bayan" ç. aferim sana. Benle işin bittiyse, ben gideyim.
- Bitti. Kapa çeneni sen de. Beraber susalım.
- Sana da laf söylenmiyor ha!

5 yorum:

  1. Çok iyi:) Bende yaparım bunu sıksık:) Kendimle konuşurum. ÖTEKİ diye birşey var içimde nasıl karamsar nasıl herşeyi yokuşa sürmeye hevesli bir tip inanamazsın, bazen beni okadar delirtiyorki tuttuğum gibi kapının önüne atıyorum şöyle bir oh çekip keyfime bakıyorum:) Onsuzda olmuyor onla da:) Neyse o ayrı bir konu.

    En çok şu benzetmeni sevdim: "Topak topak olmuş hışırtılı sıkıntım kabarıyor. Kaymağını bağlıyor kaynayan süt gibi soğuk havayla temas edince... Sonra da taşıyor ocağı berbat ediyor. Hem gaz kaçağı yapıyor, hem pis bir yanık kokusu yaratıyor."

    Tekrar mucuk sana:)

    YanıtlaSil
  2. bende "öteki"den ziyade ötekiler var aslında. çok sesli bir koro! arada kanon yapıyorlar ama böyle kakafonik kanon olamaz herhalde... :D

    YanıtlaSil
  3. hahahhahahaha süpersin sen süper:)

    YanıtlaSil
  4. Birincisi sıkıcı değilsin sen. İkincisi ben 28 yaşımda hala ergen muhabbetleri yapıyorum kendimle.(25 yaş ne ki) Hem de hep "artık büyüdüm, sağlam dururum" dediğim zamanlarda. Bir yere kaybolma tamam mı:)

    YanıtlaSil
  5. herkes kendine sıkıcı gelebiliyor bazen. normal o durum herhalde.

    biz "ikinci ergenlik" diye bir şeyin olduğuna karar vermiştik zamanında arkadaşlarla. ona giriyorsun ama bazen hiç çıkmama gibi durum oluyor, saplanıp kalıyorsun. ne komik değil mi? hayatın mizah anlayışı bu işte!

    ve kaybolmuyorum bir yere, buralardayım hep. merak edilmesin. :)

    YanıtlaSil