21 Mart 2006

Sualler...

Uyuyordum. Kitap okurken uyuyakalmışım her zamanki gibi. Ama birden de şeytan dürtmüş gibi uyandım sabahın dördünde. Oysa 7:30 itibariyle Ebru'yla buluşacağım, sokaklara vuracağız kendimizi, işimiz var ve bundan dolayı da benim uykumu almış olmam lazım mızmızlanmamak için... Siyah şapkamı takar giderim ama bu halde de ve Ebru bana "Deli Ermeni dullarına benzedin..." der gene. Onların orada çok varmış o deli Ermeni dullarından... Sabahın köründe, mantara benzer bir şey görürseniz o benimdir; korkmayın.

Neyse, işte kalkmış bulunduk ve bu saatte yataktan kalkan ne olur peki? İflah olmaz, başına her türlü iş gelir. İşte benim başıma geldiğini keşfettiğim şey de bir anket oluyor. Sunthing sağolsun "Çeeeee!" demiş. Yapsın bakalım Bayan Çeee o halde. Sıfatından belli zaten bu "Çeee"nin ne olduğu, bilumum bayma işlerinde uzman... Buyrun sualler ve yanıtları:

1. Sevgi nedir?

Hah, tam benlik soru. Sevgi, güzel bir şeydir. Oldu mu? Bilmiyorum ben bunun yanıtını aslında ama yazayım gene bir şeyler... Kendinizi ortaya tüm çıplağıyla ve çirkinliğiyle ortaya döktüğünüz, saçtığınız noktada bile ışığınızın görünmesidir. Güvenle içiçe bir şeydir bu yüzden de herhalde. Bilemiyorum işte, hadi geçiniz...

2. Yeniden doğsanız....?

Yeniden doğsam cesur olmak isterdim. Gene kendim olayım ama cesur olayım. Aaa, ama galiba bunu bu hayatta da gerçekleştirebiliyorduk. Aslında ben çok cesaretsiz değilim. Daha kolay motive olan bir insan olmak isterdim o zaman. Yok ama bu da kolay, uçayım biraz!

Dahi olmak isterdim anasını satayım. Böyle insanlığın yararına bir şey keşfetmek, edebiyatın akışını değiştirecek bir yazı yazmak, çılgın bir resim yapmak ve "kanonize" olmak isterdim. Budur!

3. Sizi en çok duygulandıran şarkı/lar?

Şimdi bu duygunun ne olduğuna bağlı. Coşturan mı yoksa halet-i ruhiyeyi pörtleten, bir sigara yaktıran mı? Eğer her ikisiyse yıllardan beri en tepede duran şarkımız, Leonard Cohen'den "Lover, Lover, Lover..." dır. Çok sık dinlemem ben bunu ama dinlediğim zaman da şerefine yakışır bir biçimde dinlerim. Ama tabii dinlenen versiyon konser versiyonu olacak. John Bilezikjiyan ud çalıyor ya, o hali. "Field Commander Cohen", 1979 turnesi kayıtlarında olması lazım. Bu arada ben tanıştımdı o John abimizle, kendisine ud almaya gelmişti İstanbul'a. Bu da böyle bir anımdır... Ne diyorduk? "Lover, Lover, Lover..." Evet, hem coşturur hem de böyle sıkı bir hüznü var o şarkının. Neden bilmiyorum.

Sonra başka da sayayım -ki sanırım burada daha çok sigara yaktırıp pörtletenler sorulmuş-buyrunuz: Portishead/Roads, Piano Magic/No Closure, Deftones/Sober, Joan Baez/ Diamonds and Rust, şu sapık grup Carissa's Wierd'in bütün şarkıları, Cyann and Ben'den Gone to Waste, bir klişe olarak Mad World, Türkçe olarak da Sezen Aksu'dan Deli Kızın Türküsü. Bunları Carrissa's Wierd, Cyann and Ben, Piano Magic'den gayrı çok fazla dinlemiyorum ama ben ne zamandır. Bu da böyle biline. Aklıma geliverenler sadece...

4. En çok etkilendiğiniz şair?

Turgut Uyar, Ece Ayhan, İlhan Berk, Behçet Necatigil. Türk şairlerini genel olarak çok seviyorum; say say bitmez. İngilizce gibi, fonetik açıdan gayet odun olan bir dili son derece çılgın bir biçimde kullandığı için T.S.Eliot'ı da tek geçerim. Babam Eluard, Char ve Aragon sever. Ben de babasının kızıyım, sevmem mi yani? Kötü çeviri olmasın yeterli.

5. İsminizin ne olmasını isterdiniz?

Hmm. Bazen ben hiç sevmiyorum ismimi, insanlar kötü ama çok kötü espiriler yapıyorlar çünkü. Ama ismim "Ç." olmasaymış "Yalaz" olacakmış. Canım Kemal Abim, duruma el koymuş ama hemen... "Çocuğa yalak diyecekler! Siz manyak mısınız? Bunun adı Ç. olsun demiş." Brecht ve Nazım'dan etkilendiğini söyleyenler var bana bu ismi verirken kendisinin. Aslı astarı nedir bilemeyeceğim ama büyük ihtimalle öyledir. Yurtdışına çıkıldığında asla ama asla telaffuz edilemese de, güzel bir isim benimkisi şimdi tekrar düşününce.

6. Hiç aşık oldunuz mu?

Olmam mı? Ben her bahar aşık olurum... Rüzgar olur, yağmur olurum; filizlenir anılarda gururum. Taşar içimden ruhum... Lay lay lay...

7. Hayatınızı değiştiren olay?

Tercihlerim ve tercih etmediklerimdir. Bir sürü vardır. Büyüğü de, küçüğü de eninde sonunda etki eder ve değiştirir. İster uzun vadede olsun bu değişim, ister balyoz etkili bir şekilde kısa vadede... Haksız mıyım?

Kuzenimi ebeliyorum. Bir de bakıyor, yenilikçi olayım diyorum. Böylelikle de QM'e atıyorum topu! Kuzey Cadısı da yapsın ayrıca, ona da ebe!

2 yorum:

  1. böyle bloglar görünce gözlerim yaşarıyor,bak bak doyamıyorum. ulan keşke benim de meyhane duvarlarındaki bülent ersoy,zeki müren posterlerinden öte bi estetik anlayışım biraz da tasarım yapabilecek kadar bilgisayar bilgim olsaydı diyorum.ellerine sağlık.şimdiye kadar gördüğüm en iyi blog tasarımı:
    6.00,6.00,6.00,6.00,6.00
    tam puan!

    YanıtlaSil
  2. ay! pek bir onere oldum. utandım.
    teşekkürler çok. beğenmenize sevindim. :)

    ben çok amatörüm bu işlerde. primitif bilgiler ışığında yapıyorum herşeyleri...

    YanıtlaSil