Hayal kurmak istiyorum ben. Yolculuk hayalleri... Yeni yaşam hayalleri. Yeni yaşam halleri.
Londra'ya gitmek istiyorum mesela. Orada Ayşegül'le Thames'in kenarında durmak istiyorum, Camden Town'da dolaşmak ve Burcu'ya gülmek istiyorum. Bir sürü B52 içip sarhoş olmak istiyorum...
Akdeniz'de olmak istiyorum sonra. Ebru'yla beraber ince şeyler giyip bir sahil şeridinden aşağıya doğru yürümek istiyorum, Bossa Nova çalsın istiyorum arka planda. Film karesi gibi olsun o an, zihnime mavilerle ve yeşillerle, pespembe begonvillerle kazınsın...
Amsterdam'da olmak istiyorum, oradayken dünyayı kurtarmak istiyorum, saçmasapan bir şekilde, saçmasapan şeylere karşı hayret duymak, gülmek istiyorum... Yıldızlı gecede kaybolmak, Van Gogh'un miyop dünyasında ışık hareleriyle oynamak.
Beyoğlu'nda olmak istiyorum, kalabalık bir masada oturmak, tüm arkadaşlarımın seslerinin birbirine karıştığı bir meyhanede bir muhabbetin parçası olmak...
Montréal'de olmak istiyorum, St. Dennis'de yürümek istiyorum. Limana inmek istiyorum.
St. Laurent'in sularının Boğaz'a ne kadar çok benzediğini düşünmek istiyorum üstümde çınar yaprakları titrerken. Hem, Buffalo'ya da gitmek istiyorum Niagara üstünden. Buffalo'da tavuk kanadı yemek.
Lyon'da olmak istiyorum. Nehrin kenarındaki sahafa gidip tozlu ahşapta oturup kendime kitap seçmek istiyorum. Oradan çıkıp Fnac'a gitmek istiyorum. Lyon'un garip bir kokusu vardır. O burnuma dolsun istiyorum... İlter'in evinin sarı duvarlarını özlüyorum. Samurai'daki Casino'ya gidip ekmek alalım. Kasadaki hep gülümseyen o sevimli teyzeyi görelim diyorum.
Sagrada di Famillia'ya bakmak istiyorum bir de. Gözlerimi güneş alsın. Çiçekli elbiseler giymek istiyorum. Düz papuçlar olsun ayağımda da. Akşam olunca kızlar da olsun, klübe gidelim istiyorum anasını satayım... Gecenin büyüsünü Katalanca duymak istiyorum biraz.
Jet Lag olmak istiyorum. Uçabilmek istiyorum. Arizona'yı geçmek istiyorum. Corpus Christie'den hiç görmediğim bir okyanusa bakmak istiyorum.
Ama hayal hepsi elbette. Belki de olmayacak çoğu. Balıkkızlar olduğumuz eski günlerin birinde, üstümüzde İon güneşi batarken söylenen bir cümleyi hatırlıyorum hemen:
"Kızlar, sevgililerinizden sadece aşk ve yolculuk isteyin."
Denizsiz bir balıkkızım ben şimdi ama gene de istiyorum, istiyorum, istiyorum.
Sanırım isteyeceğim de ölene değin.
bende istiyorum.bende çok istiyorum.ayaklarım tüm dünyayı ayakları altına almış olsun istiyorum.
YanıtlaSilah, ah. kim istemez ki...
YanıtlaSilSen hala birini yapabilirsin, Beyoglu'nda gecen.
YanıtlaSilBense La Sagrada F. ve Camden Town'da gecen maddeleri yapma olasiligimi degerlendiremedigim icin kafami duvarlara vurup parcalamak, sonra da bir daha dusunmemek istiyorum.
beyoğlu'nda geçeni yapmak için ekibi toplamak lazım ve biraz zor toplanır o ekip. herkes bir yere dağılmış durumda çünkü.
YanıtlaSilöhöm, barselona ve londra'ya gidip de sözü edilen eylemlere bulaşmamak da çok fena bir şeymiş ayrıca. bu durumda bunları henüz yapmamış olmak daha iyi bile sayılır. "eşşekliğine doyma," derler bu durumda ne yazık ki.
:(
Yok, benim dedigim gidip de yapmamak degildi. Neyse. Biraz uzun simdi. Digerinden daha buyuk bir eseklik bence ya, o ayri.
YanıtlaSilüffff ya yazılır mı şimdi bu. yapılır mı bana? hı sorarım size. her yerini gezmeyi isterdim ama en küçük kara parçası dahil olmak üzere,en çok uzakları, daha uzakları merak ediyorum güney afrika gibi yeni zellanda papuayenigine gibi ve o civarları.
YanıtlaSilha bir de içimde uhde kalır gözlerim açık; manu chao yu canlı dinlemezsem bahia da....
ahhh ahhhhh diyerek içimi çekerek,
kadere isyan mı etsem bilemeyerek çeker giderim ben.
@herdem taze
YanıtlaSilvallahi adınıza üzüldüm sayın herdem. kötü yani... avrupa her zaman amerika'ya tercih edilmeli oysa. kötü durum.
@eloise
ben de gelirim yeni zellanda'ya, papua yeni gine'ye. gidelim hadi! vınvınvınvın etsin uçak! laylaylay! hafiften çakırım, çaktırma. ;)
oooo hanfendeeeaaaa
YanıtlaSilalgılarımı benim de açmam lazım
ben de rica edebilir miyim biraz
uçağı nasıl uçururum yoksa
benimkisi lütfen az kuru olsun :)
yakışır hani.
sonra belki bir kaç maoriyle tanışırız orda.
karşılıklı haka dansımızı yaparız birlikte,
eee hadi gidelim o zaman
laylaylayy layyy. gidelim maoriler olsun, ne bileyim böyle aborjinler olsun.
YanıtlaSiltakılalım. sonra hindistan'a da gidelim. goa'ya falan. goa da goa tırans dinleyip mal mal dansediyim hatta ben, şu haka dansından sonra. sonra oydu buydu derken makerana yapalım. ne bileyim böceklere bakalım. çok dehşetengiz olduklarını anlayalım. mikrokozmos, makrokozmos derken ben aslında darwin hacıydı diyeyim. saçmalama hürriyetimi kullanayım.
bilmemmmm anlatabiliyor muyum?
not: son cümle gül ve diken melodisiyle söylenecek, ona dikkat.
evet bütün hürriyetlerimzi kullanalım....ben darwini şizofreni olmuş bi maymun sandıydım..
YanıtlaSilanlamaz mıyım bea?
ahahahah, bu ne demek yahu! çok güldüm.
YanıtlaSil"ben darwini şizofreni olmuş bi maymun sandıydım..."
ben haluk levent'i evrimin kayıp halkası ilan etmiştim o zaman! al sana. *bayan ç. kahkahalar atarak düşer iskemleden*
:))
YanıtlaSileloise, seni çok uykusuz gördüm ben. sen benle satranç oynasana. bir kaç kişiyi daha toplarsan graffiti de oynayabilirim bak. ne dersin? sonunda sana hediye veririm. rüşvetli teklif bu. hahaha.
YanıtlaSil