22 Haziran 2006

Canım

Hayatımın bir döneminde sürekli mektup yazdığımı anımsıyorum. Amfide, kantinde, parkta, vapurda... Saçmasapan bir sürü yerde, bulabildiğim saçmasapan kağıtların arkasına bile yazmıştım.
Dekontlara, harç makbuzlarına, ders notlarının arkasına, yeşil renk dosya kağıtlarına...

Ama canım şimdi bunu hiç anlatmak istemiyor. Zaten rüyamda da mektup yazdığımı gördüm. Mektubun içinden karın çözüldüğü bir Şubat gününe düştüm. Kolumun altında antolojisi vardı kendi zamanlarımın. O gün de antolojik bir gündü benim kanonumda. Şarap içmiştik, yürümüştük, Tarlabaşı'na bakan bir caféde oturmuştuk. Omuzların kıyısından Soğutmacılar Çarşısı tabelasını görüyordum falan filan...

Canım bunu da anlatmak istemiyor... Söze döküldüğünde anlamsızlaşıyor. Yazmayı istemediğim herşey gibi. Yazamadıklarım kadar...

Bu yüzden yazmıyorum.

Fin?

Yazabilirim ama.
Canımla uğraşıyorum şimdilik.
Yanıyordu da geçenlerde... Söndürdük.

Enkazı temizliyorum.

6 yorum:

  1. benimki hala yaniyor nasil sondurdun diye merak etmistim,gerci herkesin yangini,itfaiye yardimi baska olsa da hani belki merhemi anlatirdin ?

    YanıtlaSil
  2. ne denir bilmem böyle durumlarda, üzücü.

    zamanla külleri de uçup gider rüzgarla, zaman derim tek ilaç.

    YanıtlaSil
  3. enkaz... yanık... çok fena!
    pek de iç açıcı olmayan bir alıntıyı hatırlatıyor bi de.
    "zamanla" "geçeceğine" inanma eğilimimiz üzerine.
    buraya yazip da moral bozmiim şimdi.
    yine de geçer, umarım!

    YanıtlaSil
  4. çok yandı.

    hala daha yanıyor. merhemi şarap olabilir.

    ama yanacak ve izi kalacak.

    biliyorum. sözünü de etmeyeceğim ama izinden anlaşılacak...

    YanıtlaSil
  5. kendime fiziksel zarar veremiyorum ben. olmazsın sebebim. merak etmeyesin.

    YanıtlaSil