Günün açılış şarkısı The Future idi aslında ve şunları diyorduk:
"Beni rüzgardan neyin tanımıyorsun, küçük yahudiyim ben be heyt, İncil'i de ben yazdım!"
*(Bayağıdır bir de takılmıyorduk Leonard'la. Fazla flörtçüdür de... Neyse sonra John... Falan filan. Ah, ne zor şey yazmak. Sevmiyorum esasen. Hülya da "Bir ara okula gidelim, ders dinleyelim," dedi şimdi. "Gidelim güzelim,", "Yapalım canım,".
Hmmm, ben sevmiyorum okulu da. Neyi seviyorum ki zaten!
Çok alemimdir.
Pek güldüm.
Alın bakın: Hahaha! pembik kahkahahahahahahaha!)
Kendime not: Gündüz çok salak oluyorsun.
*(Dance Me to the End of Love başladı bak. Takılmamak lazım "Liğınırd Koğhn" ile. Fakat ben bunu böyle deyince Fransızlar anlamıyordu. Babalar gibi "Leğonard Kohen" dediğimde anlıyorlardı. Ne artizim değil mi? Neden Türk gibi söylemiyorsun ismini adamın? Yok, ama ben sanıyorum ki "Liğınırd Koğhn" diye telaffuz edince karşımdaki gavur için kolaylık olacak... Ama olmaz, çünkü karşımdaki gavur Fransız, adam Nikılıs Keyç'e Nikola Kaj diyor. Yapma etme Ç. Hanım. Yanlış anlaşılıyorsun sonra.)
Kendime bir not daha: "Amanını amanını yandım. Tiridine bandım. Vur kardaş, sazın teline zımzım zımzım ey zım ey zım! Yârinden ayrı kalana yaşamak ne lazım?"
Ayrıca, "If you want a boxer, I'll step into the ring for you. If you want a doctor, I'll examine every inch of you." diyor Leo. Çok piçoz bu adam! Dinleme. Bir de, iyi ki erkek değilsin ve adın İlhami değil.
Ayrıca, "If you want a boxer, I'll step into the ring for you. If you want a doctor, I'll examine every inch of you." diyor Leo. Çok piçoz bu adam! Dinleme. Bir de, iyi ki erkek değilsin ve adın İlhami değil.
*(İlhami çok kötü bir isim değil aslında. "İlham geldi, biz bu çocuğu ondan yaptık," dercesine bir isim. Bu arada, bu "dercesine", "olurcası"na falan gibi kullanımlara hastayım adeta. "Adeta"ya hastayım ayrıca. "Ayrıca"yı da çok seviyorum hem... Hmm, "hem"den de hoşlanmaktayım üstüne. Ne güzel dilsin sen Türkçem! O yazdığım "üstüne"yi de sevdim hemen...)
Lover, lover, lover!
Come back to me...
("hepo siagra" bence gelmiş geçmiş en güzel "typo"dur. bir de "hadye skuypw" vardır benim tarafımdan yapılmış olan. Neyse, şimdi siagra içelim, hepo siagra içelim. "John Bilezikjian on the oud..." dedi Leo da zaten. Bu Can Bilezikciyan udlarını Türkiye'ye gelip alıyor, biliyor muydunuz? Bilebilirsiniz elbette... Yasmin'le buluşmam lazım benim. Hmm, evet. Gideyim. Hatta Kiss Off çalsın... Hoppaaa! "Basları çok güzel," dedim Can'a geçen gün bu şarkı için; çalıyordu da... Suratıma çok melul baktı. Hoş bir enstantaneydi. )
Lover, lover, lover!
Come back to me...
("hepo siagra" bence gelmiş geçmiş en güzel "typo"dur. bir de "hadye skuypw" vardır benim tarafımdan yapılmış olan. Neyse, şimdi siagra içelim, hepo siagra içelim. "John Bilezikjian on the oud..." dedi Leo da zaten. Bu Can Bilezikciyan udlarını Türkiye'ye gelip alıyor, biliyor muydunuz? Bilebilirsiniz elbette... Yasmin'le buluşmam lazım benim. Hmm, evet. Gideyim. Hatta Kiss Off çalsın... Hoppaaa! "Basları çok güzel," dedim Can'a geçen gün bu şarkı için; çalıyordu da... Suratıma çok melul baktı. Hoş bir enstantaneydi. )
Ten, ten, ten!
For everything!
bitti.
For everything!
bitti.
sevgili ç.
YanıtlaSilailecek çok seviyoruz sizi. hastasıyız ama.aman!ın
aman aman....
:)