şimdi
gökyüzünde derin bir yara,
altında binbir kentin çiçekbozuğu sevgilisi.
arasında sürünen kişi,
yani ben,
mecruh mecnun,
anıların meçhul meltemi.
oralardan buralara eserken
geldim kondum bir öğle vakti.
tenlerden süzüldüm içeriye medinekurdu misali...
herşey o günlerde başladı:
güneş kıvrandığında alnımda
bir yılan gördüm
sanki bir sarı nehir;
yitti, gitti.
her şey o günlerde başladı;
her şey yani:
yana yana mecusi olmamın mucizesi...
o zamanlardan beri akıllara takıldım.
hep bir dilde çözülesim geldi.
belli ki öptüğüm ağız doğru değildi;
mefsuh şiirim boğuldu gitti!
ve artık istesem de anlatamam
çünkü jilet atıyorum göklere meşum caddelerden.
eskiden işi olup,
gücü kalmayan bir mendeburdum ben.
rakı masalarının memuru;
bazen cacık lezzetinde,
bazen çipura azizliğindeki ucuz dekoru.
mecnun yani
melûn!
benim o
mengene gülüşlerin memnunu...
gökyüzünde derin bir yara,
ben altında
ben
içinde
binbir kentin çiçekbozuğu sevgilisi...
artık ağzımda mermi yuvarlayıp
merkep olmadan
meşru kalıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder