harika bir moda günü. nasıl mı, şöyle?
devletimin memuru, muallimesi sabah kuaföre gider, kuaförden çıkışta beni arar ve uyandırır. alışverişe gideriz. oradan da moda'da arabaya park yeri ararız ve arkadaşların kapı zilini itinayla çalarız. sonra otururuz, bir muhabbet başlar... sürer, sürer. (bu arada bir tekken atılır, ben nina'yla herkesi döverim. arada bir paul'ü ya da christie'yi de alırım, onlarla da ayrıca bir döverim... sonra soulcalibur diye kılıçlı bir namco oyunu daha tanıtılır bana. onda da fena değilimdir. gene bir düello ederim, alnımın akıyla çıkarım: "raphael baba adammış meğerse!" derim. bu arada evsahiplerimiz o kadar kibardır ki, biz oradayız diye winning eleven oynamayı akıllarından geçirseler de oynamazlar. ki aslında oynasalar da izlemek eğlenceli olur, çünkü dev bir görüntüde izleyeceğizdir maçı. ama kibar insanlar işte...)
*harika bir moda günü bu kadar basit ve rahat olabilir işte.
bugünki gibi...
yaprak apartmanı'ndan ev alacağım ben.
ben yani, queen of the iron fist tournament!
çok imrendim öyle böyle değil! soulcalibur da çok severim :)
YanıtlaSilgeç, bizim yakaya bir arada da oynayalım o zaman hınzır! :D
YanıtlaSil