28 Eylül 2006

İdiopat

The visible world is no longer a reality and the unseen world is no longer a dream.
William Butler Yeats

Beyaz tavşanın ardından kaptırıp gittiğimiz bir gün daha. Yani kendime sıklıkla "İş misin, sipariş misin?" diye sorduğum bir gün. Düşünceli ve hızlı, her düşüncenin diğerine halka halka takıldığı, takıldıktan sonra şıngırdayıp durduğu zincirleme bir tekerrürden ibaret kaza aslında beynimde açığa çıkıp, patlayan. Dudaklarımızı söndürüp söndürüp sardırdığımız nikotin lekelerine doğru ilerliyorduk oysa ki! Yolumuza şu Tavşan Bey de nereden çıktı ve trafiğimizi böyle aksattı? Hele ki ben aklımda nitrik asit gibi bir maddeyle giderken. Çok tehlikeli azizim, çok.

Bendeniz bir de bu beyaz tavşan misali görünmeyen, gözlere çarpmayan, çarpsa da zihnin görmeyi redettiği şeyleri görmekte pek başarılıyım. Görünenleri ise -duvar, ion sütunu, kahve fincanı, kaşık ki "there's no spoon indeed", gibi şeyleri yani- anca kendilerine kafamı çarpttığım yahut devirdiğim zaman fark ediyorum. Fiziksel bir travma yaşamam lazım anlayacağınız bir takım mevhumların tam anlamıyla dank etmesi için bazen. Böylelikle nitrik asitin de patlama riskini alıyorum aslında ama ne yapalım yani? Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz üzere fanusumuz çatlak, aklımızın oynak zeminin ahşap döşemesinde eksikler var; hem bir sistire şart! Elbette, ben sistiresiz yaşarım yaşamasına da, pürüzlere alışkın değil insanlar. Zaten asıl sorunumun da sistiresiz zihinin üstüne cila atmak. Oysa bassam sistireyi hemen, ardından da cilayı sürsek... Mis olur, ama olmuyor nedense! Ya ustaların işi çıkıyor, ya sistire makinesi bozuluyor... Bir de cilacı sağolsun, sistireciden önce geliyor hep. Biraz bekliyoruz ancak, dediğim gibi hep terslik, hep terslik. Eee, böyle olunca da biz de cilacı ustaya ayıp olmasın diye "Hadi başla bakalım ustam, gene gelmedi sistireci!" diyoruz. Mütemadiyen şizoidleşiyoruz. Keşke yeniden her daim aydınlık için, bir dakika karanlık eylemi yürürlükte olsa! Böylece ben tencere, tava, çömlek, peynir tenekesi, beş litrelik yoğurt kabı veya bulabilirsem darbuka çalarak geçirmeyi düşündüğüm delirmelerimi meşrulaştırıp, rahatlayabilirim.

Sanırım artık cidden çalışmam lazım. Yazı yazabileceğim bir iş bulun bana.
Çok iyi yaparım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder