26 Eylül 2006

Koket

Hayatımdaki en harika ve şaşırtıcı iş görüşmesine gittim bugün yandaki kılığımla. Görüldüğü üzre son derece koketim.

Mülakat -ki çok komik bir kelimedir kendisi- sonrası buluştuğum Ayşegül Hanım'la bindiğimiz otobüste önümüzde oturan teyzeler gülme krizine girince, bütün otobüs kıkırdamaya başladı bir de. O çok hoş bir enstantaneydi -ki bu enstantane kelimesi daha da komik-. Hele benim aklıma otobüsün sıcağında -ki bu nasıl bir tamlamaysa-, Serpil Barlas'ın menopoz pervanesi -ki bu tamlama da zincirleme isim tamlaması oluyor aziz okur- gelince ve ben bunu dillendirince daha da güldük. Zaten o teyzeler ben binince başladılar gülmeye sanki. Bu işte bir iş var! Ama olsun, ben gene de inerken Beşiktaş'ta gülmenin ortaklığının ne hoş olduğunu düşündüm. O teyzelere "Kalispera!" dedim. Tam o sırada angutun biri omuzu geçirdi bana ama. Az daha düşüyordum...

2 yorum:

  1. Koket ne be? Koket dedin de aklima Mustafa Yolasan'li, ki ne mubarek bir spikerimizdir o, Pazar 88'ler geldi. Sans Yolu muydu neydi; devasa soketleri sokup da tuzakli karelere basmadan yurumeye calisilan yarisma? Iste o!. Ben insanlar yururken tuzakli karelere basacaklar da yanacaklar diye degil, adi mikadan yapilmis, her adimda biraz daha cok gicirdayan kareler kiriliverecek diye heyecanlanirdim. Cocukluk iste. Cocukken ayri bi suursuz oluyor insan. Bak bir "coquette" ile nerden nerelere geldik.. Bu arada; bu anilar da(ozellikle 80'lere ait olanlar) beyin kivrimlarimizin arasinda nereden bir delik bulsak da su yuzune cikiversek diye firsat kolluyorlar. O degil de, ozledim Bayan C., ne zaman gelsem yoksunuz. Teessuf ederim..

    YanıtlaSil
  2. sen ki santa barbaranın yolları taştan, sen ki çıkardın beni baştan.
    pempe tapir!
    hüzün çorap!
    susku gölgelerinin kuşkusu.
    atıl bilek
    kana kana nitrat banyosu
    titanyum beyazı ve
    sodyum uykusu.

    varım ve yokum ara ara.
    öperim.
    teessuf etme.
    :)

    YanıtlaSil