Hayattaki ve mevsimlerdeki geçiş anlarının beni alıklaştırdığını farkettim. En dengesiz zamanlarımı bu aylarda yaşamaktayım. Oysa yaz öyle mi, kış öyle mi? Belki öyle, evet ama bana mevsim geçişleri koyuyor kuzum. Bir aptal ediyor beni. Bir kere hasta oluyorum muhakkak. Zaten kanımda da bir şey oranı yüksek benim. O bir şeyin adı kortizol. Cushing sendromundan şüphe ettilerdi zamanında... Aman neyse, ben bunları anlatmayı sevmem. Sıkıcı çok. Buraya daha çok sıkıcı ama daha az gerçek olan şeylerimi yazıyorum ben. Alter ego membası burası, siyahdubl falan.
"Dubleve, dubleve, dubleve" alanında siyahdubllerin oyun bahçesi burası ve aman tanrım, bazen Ferhan Şensoy ne kadar da itici olabiliyor! Frankofonlara özgü bir iticilik... Ben tanıyorum. Gizli iticilik, içinde bariz bir ukalalık ve sevimlilik. Ha, ne dedin? Gene mi genelledim? Genelledim anasını satayım. Siz sanki kendinizi ve diğerlerini genellemiyorsunuz. En azından ben açık yapıyorum; açıktan alıp açığa vuruyorum ama merak etmeyiniz dikiş payı bırakıyorum. Bir dahaki yazımda Anglofonların iticiliklerinden bahsederim artık. Çünkü ben genellemezsem kafayı üşütürüm, çok karmaşık olur. Kimse insanüstü olmamı beklemesin, zaten yeterince öyleyim.
Hay patla e mi ego! Şiş, şiş ve şiş de patla. Zaten her yerim patlamış, sen de patla. İyi bir insan değilsin sen Ç. ve aslında iyi sayılırsın. (bunu Hafize dedi.) Niyetin yanlış anlaşılıyor senin. (bunu Nebiye söyledi.) Oyunun kurallarını bilmiyorsun. Bir fazlalık ve bir eksiklik var sanki. Poker oynasaydın açık oynardın sen. Ama ben, sen ve biz poker oynamayız. Oynamayacağız da. Bizce poker bir tür aldatma oyunudur. Zekayla falan alakası yoktur. Maskeleme işte... Gereksiz bir şey.
Ve hayat da güzel. Böyle gökyüzü mavi örneğin. Yüzümü dönüyorum sonbahara. Arkamda eski baharları bırakarak, su kokusu olan caddeleri unutma zamanlarından geçtim de geldim senelerin içinden.
Değiştin ey mevsim!
Bense aynı yerdeyim. Bıraktığın gibi.
Evet, bıraktığın gibi ama daha mutlu, daha tanıdık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder