05 Eylül 2006

Süpangle

Çok süperim ben bugün. (Evet, kesinlikle.) Ama burnum akıyor ve hapşırıyorum. Grip yolda olmalı. Hem boğazımda da tarifsiz bir kaşıntı var. Bu havalar bana pek yaramıyor. Üstüne üstlük sadece kendim hasta olmamış da olabilirim. Bulaştırma ihtimalim olabilir başkalarına. Karantinaya alınmalıydım belki, aman ne bileyim...

İsterdim ki size edebiyat parçalayayım, ancak kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir sonbahar haftasından alık alık bildirmekten başka bir şey yapabileceğimi pek sanmıyorum ben şu anda. O yüzden bir sigara içelim beraber, sonra da... Hmm... Bilmem. Sonrası ve gerisi size kalmış. Ötesi de ayrıca, öncesi de. Hep size kalmadı mı zaten azizim? Dertlerinizle mi başbaşasınız? Ancak zalimlere, kötülere yenilmediniz. Ayaktasınız. Aferim size, ben de ayakta alkışlıyorum sizi... Galahad gibi adamsınız maşallah.

Çok tembeldim ben haftasonu. Alkışlanacak bir şeyim olmadı. Yattım, yattım, ayaklarımı uzattım. Ayrıca tembelliğin bulaşıcı bir şey olduğunu da bir kez daha tecrübe ettim. Ebru'ya kendi tembelliğimi bulaştırmıştım ben örneğin, bunu biliyordum ama bu acaba sadece Ebru'daki tembellik meyilinden mi diye çözememiştim. Değilmiş. Sorun bendeymiş. Bir sürü şeyi bulaştırabiliyormuşum ben. Grip ve tembellik dahil bunlara. Grip kötü tabii. Ayıp bana. Gene de çok yaşayayım... Evet, hapşırdım. Çok yaşayayım.

Çok harikayım ben bugün. Şimdi gidip Yasmin'e yardım edeyim. Ne de olsa kendisi benim devletimin memuru. İşbaşı yaptı hem, yazıktır ona. "Ben de öğretmen mi olsam?" diye düşünmekteyim zaten... Olmayacağım ama; ben düşünürüm öyle... Giderler gelirler. Eserler arada. Rüzgarlıyız biz.

Siz boşveriniz.

Bu garip mevsimde sıhhatler dileyerek kapatalım konumuzu. Onu bunu, bırakın da C vitamini alın. En önemlisi o... Redoxan'ın şeftalisini severim ben. Çok başarılı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder