02 Ekim 2006

İmdi

2004 yılının Aralık ayında Marsilya Garı'ndaki kırmızı paltolu kız bendim. Ama neden ben değilmişim gibi kendisi? Numarasız koltuk bulamayınca bisikletlere ayrılmış kompartmanlarda o 4 saat yolculuğu, soğuk zeminde ağzı açık uyuyarak yapan ben değilim sanki şimdi... Kişisel tarihimizin en serseri olmasa da, makul sayılacak derecede serseri olabilecek anlarından bir tanesi o yolculuk işte, sadece bu. Başka bir şey değil. Garip. Ama sanırım buna geçmiş deniyor.

2006 yılının Eylül ayında Haydarpaşa Garı'ndaki petrol yeşili ceketli kız benim şimdi sanki. Hem ortada laf atan adamlar da yok: "Mamozelvusetşarman'" diye ve sanırım buna tamtamına da şimdi diyoruz. Ayrıca da, Marsilya Garı'nda olduğumuzdan daha mutluyuz.

Peki olay bu mudur?
Budur. Wireless var yemeklide. SNCF haltetmiş! Ama abanmayın. Bandwithi ve de Banviti zorlamayın. Tavuk şinitzel kalmamış, sordum da garsona...

8 yorum:

  1. Canim Bayan C.

    Beni de al yanina nereye gidiyorsan, ya da alma... yine eskisi gibi Fransa'nin bilinmez neresinde, yapis yapis bir sicak altinda, uykulu gozlerle seneler sonda yeniden bulusalim.

    Tavuk sinitzele de gerek yok, bir cebimizde kanyak, bir cebimizde leblebi olsun yeter...

    YanıtlaSil
  2. marsilyalardalarken.
    ve dahi marsilya garında baksana.
    interrail olası gelir insanın
    tran olası, palto olası gelir.
    bi gelir bi gider.
    hangisi med, hangizi cezeriye ben de bilemem.

    YanıtlaSil
  3. O tavuk şinitzel hiç olmadı zaten. Sadece menüde yazılı. Soğuk sandviç te öyle. Sor bak onu da, kesin kalmadı diyecek. Yemekli vagon başarısız bence.
    O internet olayı yeni başladı. Bilet alırken soruyorlar internet ister misiniz diye. Sanırım bir vagonda daha var. İstasyondan internet kartı alman gerekiyor girebilmek için.
    Ama ne gerek var ki trende internete. Çayır çimenin içinden gidiyor, full manzara etraf.
    Ben iki vagon arasında gitmeyi seviyorum . Rayların birleşme yerlerinden geçerken tık tık diye ses çıkartmasını dinliyorum. İki ses arasındaki zaman farkından trenin hızını hesaplamayı seviyorum. Ama klimanın kontrol panelinin orda yazıyormuş. Son bindiğimde onu farkettim.

    YanıtlaSil
  4. pembik tapirim yahu,
    seni almam mı? aramıza okyanuslar girmeseydi seni de alacaktım yanıma. hem unutulur mu o cehennem sıcağı altındaki şehir? üstümüz başımız rutubetten ve sıcaktan adeta çürüyecekti. allahtan delirmedik o kadar çok da. birbirimizi boğazlamadık. havlunu unuttun bir de sen giderken bak. aklıma o geldi. mösyö italyankemikyapısı ne yapmıştır acaba o havluyu? ayh, alem gastı! bir de oturduk döner yedik üstüne türk olarak!

    alttire,
    marsilyalardalarken biz marsilya körfezine düştük açıktan doğulu aklımızla. med-i cezeriye olduk gri hücrelerimizle. hatırladıkça yaşıyoruz.

    onlinesaçmalık,
    o tavuk şnitzel ve soğuk sandviç oldu bir kaç kere. ben denk geldimdi. bir de wireless için kart mart almadım ben. kimsecikler bana internet var da demedi. garsona soruverdim. olduğu ortaya çıktı aniden.

    ben çayıra çimene baka baka sıkılan bir insanım yalnız başıma öyle. aklıma bir sürü şey geliyor, düşünmekten yoruluyorum. o yüzden genelde insanları izliyorum gizli gizli. konuşmalarını dinliyorum yolculuk yaparken. hız hesaplama psikopatlığına hiç girmedim ama, ve sanırım bence bunu ancak bir makina meendizi yapar zaten!

    YanıtlaSil
  5. saat geceyarısını geçmiştir, yarı uykulu, sanki hafif sarhoş. senden başka 5-6 kişi daha vardır. bir saat sonra onlar da gidecek tek başına kalacaksın yemekli vagonda.

    garsonların çok da ilgili görünmeyen tavrına, çoğu zaman bozulmaya, soğumaya yüz tutmuş yemeklere, mezelere, kötü pişmiş ızgara etlere rağmen o yemekli vagonu kim sevmez ki? ankara'yı biraz çekilir kılan o istanbul'a dönüşler, o dönüşleri biraz keyifli kılan da ankara-eskişehir-istanbul trenin o yemekli vagonuydu.

    büyük tren kazasından bir hafta önce aynı trende yolculuk ettiğimde farketmiştim; masadaki bardaklar devrilmeye başladıysa bilin ki makinist hız sınırını aşmıştır, endişe etmeye başlamalısınız.

    ve henüz wireless yoktu; bir yandan uzaklarda yeşil çimenler arasında otlanan ineklere bakarken bir yandan da zaman zaman kopan gprscell ile instant messaging yapmak çok zevkliydi.

    evet galiba buna geçmiş deniyor;)

    YanıtlaSil
  6. anyone,

    ne güzel yazmışsın, ne güzel anlatmışsın.

    benim de başıma geldi bir tane hız sınırını aşan ve çay bardaklarını deviren bir vatman bu trenlerde zamanında. ama o kazadan sonra hiç olmadı bu durum.

    merkezkaç etkisiyle deli gibi sallanan bir trende yolculuk etmek ürkütücüydü ama gerçekten de... :D

    YanıtlaSil
  7. Ben yakup kadri expresine binmiştim. Hızlı tren olan yakup beye. Çok güzel birşey 2 saatte evinde olmak.Genelde 120 km/h ile gidiyordu, maximum 135 km/h yaptığını tahmin ediyorum. Sarsıntıyı da hatırlıyorum. Bi kaç kez kafamı cama vurmuştum. Yemeklisine gitmemiştim. Oradaki durumu bilmiyorum.
    Ürkütücü değildi. O ara trenin kaza yapabileceği gelmiyor insanın aklına zaten. Ne de olsa en güvenli yolculuk.
    Ayrıca merkezkaç değil, eylemsizlik.(:

    YanıtlaSil
  8. onlayn,
    ben de ona bindimdi bak 2-3 defa. sallanıyordu şerefsiz. ama gene de ankara'da 4 saat içinde olmak güzel bir şeydi tabii. ve, evet o merkezkaç değil eylemsizlik. atalet diyoruz biz eskiler olaraktan. aklımdan kaçmış. elime vurmuş. tüh, yuh bana!

    nanay!

    :D

    YanıtlaSil