19 Kasım 2006

Molotof

nesnel dünyanın bunalımı eşliğinde öznel hazların yaşanılamaması üzerine psikolojist bir yaklaşım, bir akış, akışım
ve/veya/ ya da
az biraz okumuş olan, eli de azıcık kalem tutan, hayalperest ve depresif bir kadının dırdırını sönümlendirme taktiği

kışın hava erken kararıyor ve hava erken kararınca karanlık bir odada oturmak bazen çok çekilmez olabiliyor. ışığın yetmediği hissine kapılmak insanı çaresizliğe sürüklüyor. hem şu karanlığın içinde zaten muallakta olan herşey daha da bir muğlak sallantıda genişliyor sanki. sadece kendi sorumluluğumu taşımadığımı, başka insanların da benimle bağlantıda ve belirli sorumluluk zincirinde olduğunu bildiğim için rahat da edemiyorum elbette ve muğlak sallantımın genişliğinde küçülküçül küçülüyorum, büzümbüzüm büzülüyorum, asla üzümüzüm dökülemiyorum. üzülüzül üzülüyorum. bu üzüntünün neticesinde de ben diye bir şey kalmayacak gibi olunca hemen sinirleniyorum... fevriliğin nedenine gel! bencilim ben. buyur, buradan yak sevgilim. of, pof, hüf, sigara. sigara içiyorum çünkü sıkılıyorum. sıkılıyorum böyle bazen bazen çünkü ne oldum kaygısına, ne olamadım kaygısı ekleniyor ve bunun sonunda da "ne olacağım?" diye haykırıyor, aykırıyor insan yani ben ve bakıyorum ki olduğum şey bir hiçlik... anlamsızlık. işsizlik. güçsüzlük. iradesizlik. basiretsizlik. bir türlü ayıklayamıyorum kendimi. bir türlü ayılamıyorum. ayılayım diye şu ana kadar yaptığım iş başvurularına bakıyorum falan: ama aniden içimi bir kasvet kaplıyor... bir karanlık daha büyüyor. tüm sorunum cumartesi günü çalışmak istememem gibi geliyor bir yandan da ve abarttığımı düşünüyorum çünkü bana iş mi yok canım? ama, hayır, yani evet. yani yok. evet, bana iş yok. hem ben bu mevsimlerin -kirazların yerini ayvalarla değiştirerek-, para kazanmak değil vakitler olduğunu düşünüyorum ve saate bakıyorum ki eşref! "ay aman be bir sarılışa durayım!" diyorum halihazırda, durayım da sarınca geçsin... ama ne oluyor? düşüyorum. bir boşluğa adım atıyorum. çünkü ben hayatları düzensizleştiriyorum, bozuyorum, benim yüzümden oluyor bir sürü şey, bir sürü insan üzülüyor. böylelikle vicdanımın akıl almaz, sır ermez, beni cânı gönülden suçlayan sesi bas bas bağırıyor tepemde. öyle ki, allah kimseye vermesin... düşmanıma çektirmesin ve şimdi, sen o çakmağı kullandıysan alabilir miyim hayatım? yeterince ıslanmış olmalı paçavralarım. kendimi bir molotof kokteyli gibi fişekleyip gökyüzünde patlatacağım. sonra zıpkın gibi fişşek gibi dünyanın etrafında bir tur atıp, bir meteorun yolunu şaşırtacağım. meteor da, ne bileyim ben, mesela savaş ay'ın tepesine düşecek. aklını başına getirecek, adamı savaş muhabirliğine geri döndürtecek. reha muhtar da yeniden atina'dan bildirecek. anlayacağız ki herşey biraz eskisi ama bizim kafanın yaptırımlarıyla yenisi gibi olacak. ben gazeteci olmayı isteyebileceğim çünkü eski meslekler eski şerefine dönecek. üniversite mezunu denilen kişi daha saygın bir halde olacak. herkes de mezun olamayacak, belki ben bile ve bu durumda evkızı olmak meşru duracak aile arasında... hele var ya, berlin duvarı falan da hiç yıkılmamış olacak, gorbaçov "perestroyka" demeyecek. sen beni mutlaka bulacaksın; bunca inancın arasında inançsız kalmayacağız. kendimize kafir durup, dışarıya islam kalıyormuş gibi yapmayacağız. değerler şaşırmayacak. şaşmayacak. benim kafam bu kadar karışık olmayacak. böyle "daldan dala çağrışım, gözlerine karıştım" taklidi yaparak saçmalamayacağım. hakikaten de gözlerine karışmış olacağım. seni caddelerin kalabalığına bakmadan öpeduracağım. hem bu kadar vicdan yapmayacağım. işsizliğimden ötürü kendime dünyanın gerçekten çok rezil bir yer olduğunu sistemlerin çöküşü ve postmodernizmin keşfi izleğinde bulandırıp, sulandırıp, çağrışımlaştırıp ve teker teker tekrarlatıp durmayacağım. bundan dolayı, hadi beni yakalım... patlatalım. yeterince ıslanmış olmalı paçavralarım, çünkü yeterince ağladım. ayrıca, kışın erken gelen karanlığı parlıyor sönüyor tepemde. sinirimi bozuyor. ne yapacağımı şaşırtıyor. yansam, yansam, yok olsamlara bağlanacak gibi oluyorum hep de hemen kesiyorum zırlamayı. çünkü ben güçlüyüm, işte kalkanım, işte zırhım. erken gelen karanlıktan yırtarım kışı da bahara vardırırım. ama aşil'in topuğundan daha da narin şu yürek. bilmem, anlatabiliyor muyum? hadi, beni yakalım. aaa! ama, ama, ama sen napıyorsun? beni fişekleyeceğimiz ve dünyanın hali ile gidişatını böylece değiştireceğimiz şu çakmağı neden hint okyanusu'na fırlatıyorsun! aaa! sinirlendirme bak beni, ben fevriyim... ay, bırak, neden beni susturuyorsun? hey, okuyucu bir şey yapın. "öpeceğim," diyor başka şey söylemiyor.

hahaha!

öpsün.
öpsün.
öpünce geçer...

yak, at ya da bul da öp. öpüyor musun?

8 yorum:

  1. tasvirlerin ışığında gözümde canlandırdım her şeyi. tam bir renk cümbüşü oldu. seni patlatınca bissürü renk görüyor insan. tanıdığımdan değil elbet.

    YanıtlaSil
  2. yavrim, canini yirin senin.. cidden molotof kokteyl'i olmus beynin, daha da yeni tebdili mekan yaptin, verecek baska tavsiyem yok. Bu arada cok sevdik bu mozillayi ve dahi sebelek sikinlerini. opuyorum hasretle.

    YanıtlaSil
  3. lavender,

    patlatınca çok renk çıkar mı bilmem ama büyük gürültü çıkacağı kesin bu tombalak hallerle! :D

    anonimsss elçinsss,
    bu hafta da tedbil-i mekan yapacağım, o zaman süper olurum. merak edilmesin.

    bu arada, güle güle kullan mozilla'nı. ben de öpering. maykıl ceksın'a selam söyle.

    YanıtlaSil
  4. Şimdi size desek ki; keyfinize bakın, çalışmamanın tadını çıkarın, hiçbir
    anlamı olmayacak. Eklesek; istemeseniz de bitecek bu süreç; o cümle de yarım kalacak.
    Desek ki; şimdi enazından bir "neden"iniz var tüm
    bu kafakarışıklığına. Yarınbirgün o neden de kaybolacak desek, yine bir anlamı olmayacak.
    üstelik postmodernizm ile neoliberalizm bize arkasıyla gülecek.
    ahkam kessek hayata dair kocaman harflerle; bütün harflerimiz yersiz yurtsuz kalacak.
    söylediklerimizin hepsi yazdıklarınızın yüzde birine bile deva olmayacak.

    susalım iyisi mi...

    YanıtlaSil
  5. sevgili ç,

    çok tatlısın. hayatında senin gibi tatlı olsun...

    amin

    YanıtlaSil
  6. o diil de kasmadan, ürkmeden yazdığın nadir yazılardan olmuş..

    "için aynı içim" şekil diil, hakikat..

    YanıtlaSil
  7. anonim,

    bilemiyorum. bilemiyorum.

    diğer anonim,

    tatlı mıyım, onu da bilemiyorum.

    röne,
    ne diyeyim. bilemiyorum. kısmet.

    YanıtlaSil
  8. Ne diyeyim bilemiyorum ha Ben biliyorum oley!HAYVAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA(istedigin kadar uzun olsun,benim ne kadar uzun tuttugumu merak edersin simdi sölim sonsuz)N(bu harfte istege ve hayvanligin derecesine bagli uzunlukta olabilir)Bundan sonra sizin yaptiginiz gibi ehe ehe mi desem yoksa ahahaahaaaaa mi(meraklanmayin hep aglamiyorum harflerlr gülebilirim bazilari gibi.

    YanıtlaSil