planlara revize. sonra da listeler, akış: kasım için ayrı, ekim için ayrı. aralık bitti de sesler var mı diye kontrol edilecek sadece. ona göre 25inden itibaren olan bir kuşak yenilenecek. sonra da herkese yollanacak. bunlardan sonra envanterler incelenmeli. ocak'ta lisansı biten herşey "out of license" "tab"ine taşınmalı, sesleri alınanları da sarıyla işaretlemeli. sonra aralık listeleri ve akış. kasım'ınki bitsin çabucak, hızlı çalışayım. sonra ocak'a başlarım. aralık seçkisini de yapmadım daha. göğsüm sıkışıyor. ayrıca, yine masam değişti. ikinci yer değiştirmem. tepemde kamera var şimdi. ha, bir de kasım'ın bilmemkaçında özgürlükler ülkesinin başkentine gidiyorum, 5 gün kalacağım sanırım. vize aldım geçen hafta, uzunca zaman geçerliliği olan bir şey verdiler. pasaportumu da değiştirdim. mevki ve mekan sahibiyim, ancak piyasa kötü. içerikçiler için de kötü mü bilmiyorum aslında. bize hep ihtiyaçları var. ancak, a.'nın şirketi türkiye piyasasından çekilme kararı aldı. üzüldüm çok. sıkıcı durumlar tabii. içim sıkılıyor benim de. ve sanki bugün yorucuydu, kafam almadı bir şeyi. alması gereken fazla şey de yoktu gerçi, elimizden gelenin en iyisini yaptık. öğlen mercimek çorbası bile içtik. ama istanbul'un içinden geçtiğim semtleri sadece kötü koktuğuyla kalıyordu: egsoz. böyle mi yazılırdı; ya da sence yazıldığı gibi okunmalı mıydım ben? yazdığıma kanmamak mı lazım? aslında, yaşadığıma inanırsak sıçtığımızın resmidir.
ey .ben. dönüş!
kanımca, bir insanın yaşadığına tümüyle inanması gayriresmidir... peki neden ölüyoruz ve özlüyoruz? işte asıl soru bu: ben kimim? yaşadığımıza inandığımız için mi yanlış ki sanırım bugün ben teyzem nazmiye'yi özledim ve çok minibüsteydim teyzem çok ölmüştü bir ay önce mi neydi: çok ölünce çok küçülmüştü. çocuk gibiydi kefenin içinde. ben gördüm: ağla.dım.dım.dırının. anlamdırmadım. ramadım. ramadan... ramazandı, mı ne? trafik, iftar vaktine 1 saat kala, mesai çıkışında pek bir feci oluyor azizim. geç çıktım. teyzemi özledim, eve dönerken minibüste sanki ağladım ama buna da inanmadım. minibüse bindim mi ben; evet, abdullah gül de cumhurbaşkanı olmuş mudur nedir; radyodan duydum. ne güzel, ben de artık gazete okumuyorum.
ah, ama teyzem öyle miydi? o ölmeden önce her gün gazete okurdu. bir ara zaman mevhumundan ayrı yaşadığı ve sığ insanların dediği gibi "bunadığı" için gazete okumayı bıraktı. belki, şimdi başka bir yerde gazete okuyordur. bulmaca da çözüyordur. teyzem nazmiye'nin güzel gözleri vardı: mavi. güzel elleri vardı: ince. bulmaca çözüyor olmasını umuyorum onun. lütfen şu anda bulmaca çözüyor olsun. ben de öteki günlerin saraylarında bilmeceler sayıklayarak yağayım. çünkü canım yanıyor...
ah, ama teyzem öyle miydi? o ölmeden önce her gün gazete okurdu. bir ara zaman mevhumundan ayrı yaşadığı ve sığ insanların dediği gibi "bunadığı" için gazete okumayı bıraktı. belki, şimdi başka bir yerde gazete okuyordur. bulmaca da çözüyordur. teyzem nazmiye'nin güzel gözleri vardı: mavi. güzel elleri vardı: ince. bulmaca çözüyor olmasını umuyorum onun. lütfen şu anda bulmaca çözüyor olsun. ben de öteki günlerin saraylarında bilmeceler sayıklayarak yağayım. çünkü canım yanıyor...
"son
bu
har dökülüyor göğsüme..."
bu
har dökülüyor göğsüme..."
hoşdöndün… ve başın sağolsun.
YanıtlaSilbu yaz, ölüm üstümüze fazla mı yürüdü, yoksa bana mı öyle geldi ne?
ben demiştim ya bir şey yazdım benim blogta..adı "düğün ve cenaze"..senin bu yazının hatırlatısı algılatısından sonra biraz zamandan sonra dökülebildi içimden.bize ve onlara saygıyla,vedayla,gülümsemeyle..
YanıtlaSilteşekkür ederim.