28 Aralık 2008

38,5ta Paralel Evren Konuşmaları

şimdi ateşim var. sen de gel kenarımda dur. ekselimin ekselansı, ve hatta birinci sütunu ol ve seni uçuk turuncuya boyayayım. plan yaparken envanter belli olduğunda, bir çeyreğin ilk ayını hep sarıya boyarım, ikinci ayı nane yeşiline, üçüncüyü uçuk turuncuya... böyle çalışmayı severim. düzenliyimdir. düzenli çalışmayı daha çok severim. çalışmak iyidir, düzen ise gönül rahatlığı ile sigara içmeyi sağlayacak kaçacak alan ve zaman sağlar günler içinde. ne yazık ki, hep günbaşında sürüler halinde akarak başlarız o köprüden. sürüler halinde vapurlardan ineriz. sürüler halinde kahve alır; oluruz: amerikano. ben durmadan sana seslenirim. hoşgeldin, beyaz yakalım, hoşgeldin: gel yanımda dur. ekselime saklı adını görünmez formüllerle bütün dosyalara yazıyorum ben, sen merak etme. bir yeni yıl daha geliyor, bir yıl daha geçiyor. durarak, duruyoruz. hiç çünkü, oturuyoruz. ülkemden çok korkuyorum. gidilen yerden korkuyorum. kendimden de. ve eksel oluyor bir dolu gün. 24 saat, 12'den sonrası tekrar. bir televizyon yayını gibi. sadece saatleri dolduruyoruz. oysa nasıl doldurabilirsin ki herhangibir varoluşun boşluğunu? "oysa ben bugün"lerle başlayan cümlelerle dolabilir mi mesela: oysa ben bugün köfteli ıspanak için kıymayı yoğurdum, ben bugün alışveriş merkezine gittim, hediyelik eşya satan bir dükkanda yapma kokinalar gördüm, çingeneleri özledim... olur mu böyle? sanki, anlama kafayı taktıkça insanın heryaptığı ile bir boşluk açılıyor, bir özlem başlıyor, sanki her an bir ayrılık, her an bir havalimanı, her an bi'... boşver. bunları konuşmayalım. konuşursak "aynen de" öyle olur. eğer şimdi beni hatırladıysan, burnunu yastığa, nevresime sürt... sevgili açık turuncu, sorun yok, sadece ateşim var: çarşafı da geceye ben boyadım. genelde hep böyle kendi kendime bir dolunayım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder