şimdi desem: "herşey normal." buna kim inanır? elbette herşey normal değil ama herşey bana ait. yapacak bir şey yok. yılgın değilim, bahar yorgunuyum sadece. bir de ofiste "kriz var!" baskısı var; biz de bir grup sisteme entegre anarşist beyaz yakalı olarak acilen herşeyin çökmesini bekliyoruz ancak bir devinimimiz yok, zembil aranıyoruz. istifa edenler, daha iyi işler bulanlar da oldu. ama bana ne? ben işimi değiştirmeyi düşünmüyorum, kalacağım ama... "ama"sı da var: yoruldum. yenilenmeye ihtiyacım var, ve hep aynı olan günleri biraz kırmam gerekli. yenilenmek için de elbette yolculuk lazım. yolculuk, güneş ve farklı bir dil. yine özledim uzakları. bir de pazartesiler ile benim için anlaşma masasına oturabilme cesaretini yalnızca nominal evrende olsa da göstermiş olan bir adamın bir elini özledim.
ama yine de herşey normal bana, öyle ki canım bile sıkılmıyor. sigaramla pozlar vermeyi sürdürüyorum. ince ve kibar sigaralarımla. ve çok içten bir küfürü basıyor ayaklarım: kaba filtresiz cameller elbette ki uyuyorlar. kısa cameller, hani jfk'den aldımdı: havam batsın! (ki sanırım batmıştı: ayaklarım 39 numaraya çıkmıştı, uykusuzluktan iflahım kesilmişti. sırtımda 3 kilo, elimde 5 kilo. kendim de kas oranı düşük 55 kilo, 1.67dim. kondisyonsuz okyanusötesi uçmak yanlışmış. bunu kısa camel hikayesinden öğrendim.)
herşey hala normal.
ben de elbette hala "kendi"mim. evet, elbette mim.
bugünlerde, okyanusötesilere hazırlanmak amacı ile kondisyon sağlamak için koştum mu 1 saat koşuyorum, 1 saatte 4-5 kilometre gidiyorum, dik arazileri geçtiğimi varsayıyorum.
ancak bugün bi' şey ters. içimde bi' şey var. şimdilik herşey normal.
ama, ne olacak bakalım?
olursa yazacağım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder