27 Ekim 2005

Ebelendim; Anketlendim...

Efendim, Sunthing Hanım beni ebelemiş; bir adet anket durumu sözkonusu yani.

Hemen yazayım. Kahvem hazır bardağımda, uykum kaçık... Roman Polanski yorumlu "Tess" hayatımı döndürmüş zaten, tozlu amfilerin kıyısına bucağına atmış. Yazayım da kafa dağıtayım. Öyle sorulunca pek bilemem ama...


En son aldığım kitap?

Şimdi kendi para verip aldığım ve aldığımı hatırladığım kitaplar mı, yoksa hediye olarak gelenler mi diye bir sorun var... En son olarak sanırım yazın bunaltıcı sıcağında "Harry Potter and the Half-Blood Prince"i Fnac'da kasanın yanında görüp kapıvermiştim. Ama ondan sonra da kitap almış olabilirim elbette İstanbul' a geri döndüğümde... Fakat pek hatırlamıyorum. Demek ki almamışım. Ancak kuzenim Pandora geçen ay bana Daniel Pennac'ın "Better than Life"ını yani -"Comme un Roman"ını- ve de "Eye of the Wolf"u -"L'Oeil du Loup"unu- hediye olarak aldı "Wishlist"imde görüp.... Bir de Raisin Sec Monsieur Malaussene'i aldı en son ki; o da Pennac.

Kaç kitabım var?

Cidden bilmiyorum. Bu arada çocukken okuduğum kitapları da eklemem lazım mı? Onlar da hala var. Herhalde 500 tane falan kitabım vardır... Tahmini konuşuyorum. En azından masamın raflarında duranları sayayım... Evet, orada 50 adet var. Yanımda kocaman bir kütüphane var. Bazısı annemin ve babamın kitapları ama bana ait olanlar?... Hadi sayayım üşenmeden... Ahhh, hayır sayılmıyor. 100 küsurda kaldım ve bıraktım. Tahmini 500 var. Yuvarlak olsun. Belki 600 de vardır; ama kaçını okudum da yarım bıraktım bilmiyorum. Ben eskiden çok enteldim; sonra lümpen oldum. Ve şu anda içinde bulunduğum odada karmakarışık bir şekilde 2000 tane falan kitap vardır. Hepsi benim değil ama elbette az önce de söylediğim gibi.

En son okuduğum kitap?

Çok istikrarsızım. En son doğru düzgün Jamal Mahcoub'un Travelling with the Djinns'ini okudum ve bitirdim. Onun yanında başka şeyler de okudum ama. Mesela tekrar Mrs. Dalloway okuyorum; yanında Agatha Christie de okuyorum tekrardan -çok severim-, uykuya dalmadan önce Poirot bana iyi geliyor ve bunun yanında Pennac'dan Eye of the Wolf'u okuyorum. Pennac inanılmaz bir adam. Ha bir de, Abbé Pierre'le Albert Jacquard'ın Mutlak diye bir kitabı var. Söyleşiler toplamı. Onu da okuyorum.

En çok etkilendiğim dört kitap?

Çok zor bir soru bu. Ama yanıtlamalı. Türk ve yabancı yazar olarak ayrım yapacağımdır...

Yabancılar, hatta İngilizler, akademik ruh halimin etkilendikleri:

1. John Fowles; Fransız Teğmenin Kadını

2. D. H. Lawrence; Gökkuşağı

3. George Orwell; 1984

4. T. S. Eliot; Herşey ve herşeyi...

Diğer yabancılar, çocuk ruh halimin beslendikleri:

1. Antoine St. Exupery; Küçük Prens

2. Roald Dahl; Çarli'nin Çikolata Fabrikası

3. Januzs Korezak; Mutsuz bir Hafta

4. Astrid Lindgren; Pippi Uzunçorap

Bir de "beş" var:

5. Micheal Ende; Hiç Bitmeyecek Öykü

Diğer yabancılar; ergen "depreşik" benin etkilendikleri:

1. Tama Janowitz; New York Köleleri

2. Truman Capote; Bukelamunlar için Müzik

3. Boris Vian; Mezarlarınıza Tüküreceğim

4. Sylvia Plath; Sırça Fanus

Yabancılar karma, her zaman etkileyenler:

1. Walter Benjamin; Tek Yön

2. Giovanni Papini; GoG

3. Julian Barnes; 10 1/2 bölümde Dünya Tarihi

4. Umberto Eco; Gülün Adı

Gene "beş" var:

5. Homeros, Odysseia

Türkler, ergen depresif karma:

1. Leyla Erbil; Karanlığın Günü

2. Her depresif hanımkızın el kitabı olan Çocukluğun Soğuk Geceleri falan filan ve Tezer Özlü.

3. Oğuz Atay; Tutunamayanlar

4. Aslında ben bu sıralama işini sevmedim... Hepsini seviyorum okuduğum kitapların. Onlara haksızlık edemem... Yaza yaza, kategorize ede ede bitmez bu. Aklıma da daha gelmiyor... Numaralandırmak da saçma "bir-'ki-üç" diye... Ama yazayım gene de dördüncüsünü. Gülderen Bilgili, Bir Gece Yolculuğu.

"Depresif Karma"dan çıkarsak Türk yazarlarda, İlhan Berk ve "Atlas"ı bence bir başyapıt; onun dışında Melih Cevdet severim. Sadık Yemni'den hoşlanıyordum ama son kitabı "Yatır" bir hayalkırıklığı oldu... Murat Uyurkulak'ın "Tol"u çok başarılı bir de.

Çok çeşitlikli okuyorum anlayacağınız. Kendim bile ne okuduğuma şaşıyorum. Çok şizoid bir kütüphaneye sahibim. Budur. Böyledir. Öyle çok ayrı tutamam okuduğumu. Aman da beni çok etkiledi de diyemem esasen. Zaten şu anda da aklıma gelmiyor. Balıksı bir alıklıkla yazıyorum bütün bunları...

Benim ebelemek istediklerim yok aslında ama işin raconu böyleyse Raisin Sec'i ebelemek isterim -sanki bilmiyorum ya hiç-, bir Kuzey Cadısı'nı bir de Gawain'i. Zaten başka blog yazan öyle tanıdık da yok sanırım. Felicia Hanım blog yazınca, onu da ebelemeyi planlıyorum. Buradan öpüyorum kendisini. Ve herkese mutlu günler, şizoid ya da bipolar olmayan kütüphaneler diliyorum.

Kitaplarım bile benim gibi anasını satayım. Dengesiz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder