28 Şubat 2006

Bir şey...

Bana salak diyebilirsiniz, "Gerizekalı mısın, yeni mi uyandın?" diye de söylenebilirsiniz ama bir şey farkettim az önce.

Eskiden -1996 ila 1998 arası- internette bir şey aramak için bir arama motoruna girdiğimde -Lycos, Webcrawler ve daha çok Yahoo!- o aradığım şey neyse, sayfa içeriği/tasarımı çok süper olmasa da ona hemen ulaşırdım. Şimdi ise sadece "Google" kullanıyorum -2002 ila 2006 arasına tekabül eder bu şimdi- ve bir şey aradığımda sürekli olarak karşıma çıkan ilk sonuçlar internet ticarethanelerinin "link"leri oluyor. Reklamlardan bahsetmiyorum; site içeriğine ulaşmak için para isteyen sitelerin mantar gibi çoğalmasından ve bunların reklam linkleri arasında değil de, hemen onların aşağısındaki dizinlerde olmasından bahsediyorum. Google'a bok atmak değil şu anda yaptığım. Eminim Yahoo!'dan arama yapsam da benzer sonuçlar elde edeceğim.

İnternette eskiden bu kadar çok satış yoktu belki ama artık bir metinle ilgili kısa bir eleştiri, ne menem olduğunu bilmediğiniz bir sözümona akademik yazıya bile para vererek ulaşıyorsunuz. Arama yaptığınızda karşınıza hemen satılan şeylerin "link"leri çıkıyor. Ben bitirme ödevlerini internetten sipariş veren insanlar tanıyorum.

Herşey satılabilir bu çağda. Her kurtlu baklanın bir kör alıcısı da vardır zaten. Farkındayım bunun. Ama sanki bu "satış" işi interneti bir bilgi ve veri paylaşım ağı olmaktan çıkartıyor; dev bir alışveriş merkezine dönüştürüyor.

Şimdi aklıma geldi bir şey daha ama, Antonia Byatt "Çeşm-i Bülbüldeki Cin"de karakterimiz Gillian'ın ağzından şunu yazmıştı katıldığı konferans hakkında: "Bu da diğer konferanslar gibi fikir ve düşüncelerin değiş tokuş edildiği bir pazar yeri gibiydi..." Tam çevirisi değil bu cümlenin ama aynen bu anlama gelen bir şey söylüyor Bayan Perholt kitapta.

Bilginin değiş tokuşu eyleminin bu yüzyılda, en elit çevrede bile bir "pazar yeri"ne benzetilmesinde çok ince ve güzel bir eleştiri yatıyor kanımca. Internet'te forumlar, sözlük, Vikipedi vesaire fikrin ve verinin değiş tokuşunun yapıldığı minik pazaryerleri, karşımıza çıkan sürekli bir şeyler pazarlamaya çalışan siteler de paranın... Fikir değiş tokuşunun internette çok kolay olmasından yararlanılmış bu sanal mağazacılık sisteminde aslında. Aslında tümüyle bir veri ve bilgi alışverişi ortamı olan bu iletişimsel buluş da kendini döndüren ekonomisini de böylece kuruvermiş.

Gerçi hala daha çoğu şey "bedava" ama o "bedava"ya giden yollarımızı da birer birer örüyorlar. İnsanlar bilmeden "bedava" için "spyware"lerle dolduruyorlar bilgisayarlarını örneğin. Ya da ne bileyim, polis Razorback'i buluyor ve kapatıyor. "Mp3 dinlenmesin!"e kadar gelen bir takım yasalar çıkartıyorlar. Buraya kadar tamam da, istediğim bilgiyi ben neden hemen bulamıyorum "Google"da da, karşıma çıkan firma olduğunu bile anlamadığım adreslere girilmek zorunda bırakılıyorum. Bunu istemek çok mu zor? Bunun indeksini yapmak, o ticarethaneleri indekslemekle aynı şey aslında. Ama para, para, para ve kocaman bir sanal mağaza; arada ulaşılan bilgi de eşantiyonu, ahlaksızca indirdiğim filmler, onlar bunlar da hediyesi internet mağazasının.

Bizden gizli bir internet var oysa bunların gerisinde ve orada bilgi "paralı" değil. "Paralı" olan bize sunulup duran 1999'dan beri...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder