Bugün güneş tutulması var. Ben eski insanların ne yaptığıyla daha çok ilgileniyorum bu olay esnasında. Biz bunun neden gerçekleştiğini biliyoruz neticede. Ama bu bizim şimdi bildiğimiz bilimsel gerçekleri bilmeyen insanlar ne düşünürdü, neye inanırdı diye merak ettim ben. Çok masalsı bir olay çünkü; alışılmadık. Üstüne "mit" yaratmaya elverişli...
Gözlemlenen Güneş tutulması olaylarının 4000 yıl öncesine kadar dayandığı düşünülüyormuş. Çin'de ve Babil'de rastlanmış bu belgelere de. Sonradan yapılan araştırmalarda da, Eski Mısırlıların tutulmaları 4500 yıl önce inceledikleri ve bunların hakkında hesaplamalar yaptıkları ortaya çıkmış. Sonra, Çin'de Güneş tutulmasının şeklinin şemalinin, imparatorun geleceğini belirlediğine inanılırmış. Müneccimler oturur, bunu yorumlarlar, üstünde kafa yorarlarmış. Eğer öngördüklerinden farklı olaylar gerçekleşirse de kelleleri uçarmış bu zavallıların.
Gene Çin'de, Güneş tutulmasının kocaman bir ejderhanın güneşi yalayıp yutmasından kaynaklandığı düşünülüyormuş. Hatta "tutulma", "eklips" anlamına gelen "chih", Çince "yemek" eylemini tanımlayan, bunun için kullanılan bir kelime... Kızılderililerin de bir kısmı Güneş'in bir ayı tarafından yendiğine inanırmış. Şamanik dinlerinin özünde hep korkulan hayvanların ısı ve ışık kaynağımızı yemesi pek hoş. İskandinav mitinde de kurtlar mevcut Güneş'i ısıran.
Bu saydığım üç ırkta da ortak bir gelenek var bu hayvanların güneşi yemesinden kaynaklı olan. Bu da: Tutulma esnasında olabildiğince çok ses çıkartmak. Tavaları, tencereleri alıp vuruyorlarmış birbirlerine. Bağırıyorlarmış. Bunu yapmalarının nedeni de güneşi yutan hayvanı, yani ejderhayı, kurtu ya da ayıyı ürkütüp, öksürmesini sağlamak, onu ordan kaçırtmak ki geri versin Güneş'i.
Ben diyorum ki, biz de alalım tavaları tencereleri, olabildiğince ses çıkartalım bu eski insanlar gibi. Kurdun, ayının ya da kocaman bir ejderhanın Güneş'i yuttuğuna inanmak daha eğlenceli bence.
Tutulma başlaldığında "Git seni koca ayı, seni gidi adi kurt, pis ejder!" diyelim. Daha masala dönük yaşayalım bu anı. İnanabildiğimiz kadar varız ne de olsa.
Bu dediğim gibi yapsak daha güzel olmaz mı?
Gözlemlenen Güneş tutulması olaylarının 4000 yıl öncesine kadar dayandığı düşünülüyormuş. Çin'de ve Babil'de rastlanmış bu belgelere de. Sonradan yapılan araştırmalarda da, Eski Mısırlıların tutulmaları 4500 yıl önce inceledikleri ve bunların hakkında hesaplamalar yaptıkları ortaya çıkmış. Sonra, Çin'de Güneş tutulmasının şeklinin şemalinin, imparatorun geleceğini belirlediğine inanılırmış. Müneccimler oturur, bunu yorumlarlar, üstünde kafa yorarlarmış. Eğer öngördüklerinden farklı olaylar gerçekleşirse de kelleleri uçarmış bu zavallıların.
Gene Çin'de, Güneş tutulmasının kocaman bir ejderhanın güneşi yalayıp yutmasından kaynaklandığı düşünülüyormuş. Hatta "tutulma", "eklips" anlamına gelen "chih", Çince "yemek" eylemini tanımlayan, bunun için kullanılan bir kelime... Kızılderililerin de bir kısmı Güneş'in bir ayı tarafından yendiğine inanırmış. Şamanik dinlerinin özünde hep korkulan hayvanların ısı ve ışık kaynağımızı yemesi pek hoş. İskandinav mitinde de kurtlar mevcut Güneş'i ısıran.
Bu saydığım üç ırkta da ortak bir gelenek var bu hayvanların güneşi yemesinden kaynaklı olan. Bu da: Tutulma esnasında olabildiğince çok ses çıkartmak. Tavaları, tencereleri alıp vuruyorlarmış birbirlerine. Bağırıyorlarmış. Bunu yapmalarının nedeni de güneşi yutan hayvanı, yani ejderhayı, kurtu ya da ayıyı ürkütüp, öksürmesini sağlamak, onu ordan kaçırtmak ki geri versin Güneş'i.
Ben diyorum ki, biz de alalım tavaları tencereleri, olabildiğince ses çıkartalım bu eski insanlar gibi. Kurdun, ayının ya da kocaman bir ejderhanın Güneş'i yuttuğuna inanmak daha eğlenceli bence.
Tutulma başlaldığında "Git seni koca ayı, seni gidi adi kurt, pis ejder!" diyelim. Daha masala dönük yaşayalım bu anı. İnanabildiğimiz kadar varız ne de olsa.
Bu dediğim gibi yapsak daha güzel olmaz mı?
"Ben diyorum ki, biz de alalım tavaları tencereleri, olabildiğince ses çıkartalım bu eski insanlar gibi. Kurdun, ayının ya da kocaman bir ejderhanın Güneş'i yuttuğuna inanmak daha eğlenceli bence.
YanıtlaSilTutulma başlaldığında "Git seni koca ayı, seni gidi adi kurt, pis ejder!" diyelim. Daha masala dönük yaşayalım bu anı. İnanabildiğimiz kadar varız ne de olsa.
Bu dediğim gibi yapsak daha güzel olmaz mı?"
bu masalsı olayı izlemek için (nasıl izlemekse bu artık), antalya ve sahil yörelerinde otelleri tıka basa dolduranlar da keşke farkına varsalar ne yaptıklarının; allahım daha ne kadar ticarileşeceğiz. ben korktum. otellerde,güneş tutulması için özel olarak sipariş edilen gözlükleri geçtim, yok efendim gösterilermiş içkili miçkili kutlamalarmış bi sürü bıdı bıdı ettiler dün, tv de gördüm.
offf nefret ediyorum bu olaydan ya, kim çıkarıyor bütün bunları kim zehirliyor masalsı yaşamlarımızı.
ben evimdeyim. evimden takip edicem olayı, ve "güneşimizi rahat bırak pis kurt.. parmağımı sallayıp kızıcam ona, masal bu ya o da korkup geri vercek güneşimizi bize....
Biran düşündüm de teklifin gerçekten çok eğlenceli:) Bakış açılarımızla varız ve güneş tutulmasından sonra gerçekleşen büyük depremlerin, istatistikleriyle uğraşmaktansa nedenleri bahsettiğin gibi görmek, ve tencere tava ile de olsa yapabileceğimiz birşeyler olduğunu inanmak çok daha güzel:)
YanıtlaSilgeç yanıt yazıyorum yorumlarınıza, kusura bakmayınız.
YanıtlaSilben tencere, tava çalamadım güneş tutulması esnasında; izleyemedim de tam anlamıyla ve göremedim de pek bir şey ama gene de, bu yazıyı yazarken kendimce bir gürültü çıkarttım sanırım. :)
kendimiz için masal yaratmak aslında o tencere tava çalmak işi. bunu sadece güneş tutulmasıyla kısıtlamamak lazım. fırsat buldukça yapmalıyız tencere tava çalamasak da. masalı tatil yörelerindeki zibidiliklerle kirletmemek lazım tabii. unutalım ve boşverelim o kısmını. o işin çıkarı, ticareti...
kurt, ejder ve ayı geri verdi sözde güneşi ama bugün de gene kışa döndük bu arada. nasıl iştir anlamadım.
Ç. sabah tramvayı bekliyorum Taksim Meydanında -çünkü şemsiyemi alamadım yanıma, bulamadığım için- bir yandan da Power Excel çalıyor, yağmurda sıkı yağıyo. İki şarkı çaldı peşpeşe "Bu sabah yağmur var İstanbul da" ve "Gülümse" koptu bizim kayış sabah sabah:) Güzeldi ama:)
YanıtlaSilburaya bir şey yazmıştım ama nedense silinmiş.
YanıtlaSilchloeciğim,
çok hoş bir tesadüf olmuş o yağmurlu sabahta böyle şarkıların denk gelmesi. ben ikisini de pek severim onların.
haftasonu misafirlerimizi olduğu için pek duramadım bilgisayar başında bir de. gene anca yazıyorum. napalım artık... :)