Sene 1989 civarları olmalı. Günlerden pazar ama orası kesin ve Mustafa Yolaşan'ın sunduğu Pazar 89'u veyahut Pazar 90'ı heyecanla izlemekteyiz. Babaannem de barbunya ayıklamakta hatta. Birden, Alkışlar içinde İzmir Maksim'in gülü geliyor Mustafa'nın yanına ekranda!
Hünerrrr Coşkunerrr!
İlk kez televizyona çıkıyor. Mustafa Yolaşan tanıştırıyor bizi kendisiyle.
O sıralar Nalan Altınörs dönemleri daha çok TRTnin, daha çok Yüksel Uzel zamanları...
Mustafa Yolaşan her zamanki sorularından soruyor: "Hobileriniz nedir Sevgili Coşkuner?" Hüner almış eline mikrofonu döktürüyor: "Ben yeşil erik yemeyi çok severim. Bir de haşlanmış mısıra bayılırım, bir de ütü yapmaktan çok keyif alırım." Bunu duyan annem başını kaldırıp, ekrandaki kadına bakıp, ona koyacağı ismi belirliyor: "Ütücü Kadın".
Bu akşam yandaki lokantadan yemek söylemeye karar verdiğimizde gündeme geliyor bizim Hüner. "Ütücü kadın"ın resmi olan bir el ilanı yapmış lokanta vardı, oradan sipariş edelim." deniliyor hemen. Ben de Maksim'in kraliçeliğinden kebapçı menüsündeki resimlere düşmüş olan Hüner'e bakıyorum.
"Çal gitar," diyorum. "Hüner'in bir de ikiz kardeşi vardı sanırım," diye düşünürken çocukken beynimi sömüren televizyona ve de bunca şeyi hatırlayabilen zihnime şaşıyor kalıyorum.
Hüner'e ne oldu acaba ama gerçekten? Menüde resmi kaldı bize ondan yadigar...
- Özkahyaoğlu Kebap? Buyrun? Alo? Alo?
Ayılıyorum.
- 6 lahmacun. Arka Sokağınızdayız, Yedinci blok, kat 1.
- Başka bir arzunuz?
- Hüner'i arıyorum çaresizim.
- Manyak mısınız yenge?
- Acılı olsun lahmacunlar.
Tak! Kapanıyor yüzüme telefon. Kapanıyor kapılar. Elveda ey engin gökyüzü, lahmacunlar gelmeyecek. Beni beklemesin taşfırın ve kaymaklı ekmek kadayıfı. Seni beklemiyorum Hüner. Saçlarıma kar yağdı. Sen zengin bir kebapçıya verdin kendini, ben Mustafa'nın yanında seni aradım. Hem Pazar 89 da yok artık. Pazar 90 da! Heyhat! Hayat ne acı bir dilberin dudağı... Öptükçe paralanıyoruz, sanki zımpara kağıdı.
Dayanamıyorum artık.
Gidip kaynamış mısır üstüne yeşil erik yiyip, ütümü yaparken sırtımı açık pencereye verip intihar edeceğim.
Son cümlende koparttın Ç:) Ne acı değilmi? İnsan ne oldum demeyecek ne olacağım diyecek. Bende dün istifamı verdim haklısın deyio okeylediler ama tazminatımı verecekler. Bu iyi haber. İşe gitmedim. Sana özendim pijamamla:) evde oturuyorum:)
YanıtlaSiloy oy. ben dün çok geç yattım, bugün de çok geç yattım. pijama çok güzel bir şey o yüzden, benim de üstümde var.
YanıtlaSilkeyif yap, ohh! ben de kahve yapayım.
hımm..peki.düetlerde aklıma hep gelir hüner coşkuner.sıkılırım.ama daha beteri lütfen,yalwarıyorum..
YanıtlaSil"muazzez ersoysuz yıllar.."(:
muazzez çok korkunç, evet. ama bence hüner de çok değişik bir figür bunların arasında, erol büyükburç'la düet yapmıştı en son sanırım hüner hanım... oradan hatırlıyorsun.
YanıtlaSilewt.belkide yaptıı tek düettir ama hüner hanımı hatırladıımda aklıma gelen ilk şey düet.sanıyorum,kendi sööledii şarkıları bilmiyorum ondan.
YanıtlaSil"çalll, çallll çalllll gitarrrrr!" var benim de bir hatırladığım. haha! :)
YanıtlaSil