Birdiler düşmeden önce: sayıyla 1. İlk, tek ve bütün. Birdiler düşmeden önce ve diyorlardı ki: "Seni seviyorum, seni seviyorum..."O zaman aynalar yoktu, birdiler, tektiler. Aynadaki akislerini bilemedikleri için, birbirlerine vurgundular.
Birbirlerini kendileri sandılar böylelikle: "Ah, seni seviyorum. Seni seviyorum."
En büyük hataları bundandı.
O zamandan beri biz -gene uçabilmek ve o bahçeye varabilmek için- korkunç düşüşleri belleğimizde taşıyarak, biz olan bir diğerini ararız yaşamı masal edemediğimiz çılgın çukurlarımızda.
Çıplaklığımızın ürküsünü duymayacağımız birisini... Onlar gibi olmak isteriz çıplaklığın ve etin tekliğinde. Ama yansımızı görmüşüzdür elmadan aldığımız ilk ısırığın ardından. Kendimizden başka bir tane olamayacağını iştahımızın sonunda dilimizde kalan samansı tadın getirdiği tatminsizlikle algılarız. Korkunçttur.
Sadece tesadüfler vardır. Bazılarının arasında... Havva'yla yılanın arasındaki hikaye de bir tesadüften kaynaklanır kanımca...
Ancak, inanabilenlerin azlığında bazen büyüyebilir eski söylenceler- kulaktan kulağa, dudaktan dudağa, gözden göze, akıldan akıla... Fakat, yürek kör ve dilsizdir. Derdini anlatamaz. Yolunu bulamaz.
Aşk yoktur aynadaki "ben" oldukça. "Ben" aşkı öldürür, benlik ve iyelik ise bencilce beslemeye çalışır. Aşk kendisine dönük değildir insanın. Şimdiki anlamı kusurdur. Korkunçttur. "Ben" bir yere ait olmak istemezken, benlik gündelik bir düzen arar. İyelik, açar ucunu bir sahiplenmeye... Kollarını dolar, mührünü basar alınlara. Aşk yoktur.
Oysa vardır "ben"den öte, "bir" olmanın umudu. Bu kırılgandır; yokolur, "ben" oldukça ve yarıma alıştıkça. "Ben" kusurludur. Aşk "kusursuz".
"Ben" yokolunca, aşk yeniden var olur. "Ben"in yokoluşu ölüm değil, yeniden doğuştur.
Bugün tersten kalktım galiba:)Bak buna da itirazım var.Yani itiraz değil de yöntemle ilgili bir çelişki desek daha doğru.Sorum şu:Ben olmak için mi yaşarız, aşık olmak için mi?
YanıtlaSilAşkı bulanlara ve yaşayanlara itirazım yok. Ne güzel,mutlu olsunlar,ağaçları büyüsün meyva versin...Ama nasıl ki bazıları anneden babadan kalma ayrıcalıklarla doğuyorlar,bazıları da aşktan mahrum yaşamak kaderiyle doğuyorlar diye düşünüyorum.Bu aşkı aramamaları ya da bulamamaları değil de 'Ben'lerinin aşka imar izni vermemesinden kaynaklanıyor kanımca...
"aşk"ı ne olarak algıladığına bağlı bir şey bu. "ben" olmayı da elbette.
YanıtlaSil"ben" kusurludur. şu andaki "ben"in aşk diye yarattığı şey de kusurludur. derdim budur.
buradaki "ben" kelimenin tam anlamıyla ben değilim tabii. buradaki "ben" dediğim şey spritüel evriminin daha en başında olan insanoğlu...