01 Haziran 2006

Zehirli

Beni kimsenin anlamasını beklemiyorum çünkü ben de kimseyi anlayamıyorum. Sesleri ve fiillerin zamanlarını karıştırıp, duygularımı bütünleyemediğim anlardaki korkunç parçalanmayı zaten kime anlatabilirim ki? Bunu yaşamayan bilemez. Bunun korkusunu yüreğinin ortasında duymayan anlamaz hiç birini. Zihni ele geçiren korkunç kelepçeleri ve bedene ağrı veren kıskaçları da...

Pek dramatik yaşıyorum. Pek katmanlı... Sığ olana bunu nasıl anlatabilirim?

Mutluluk tüccarları kadar, trajedi tüccarlarını da sevmem. Benimkisi tragedyaya yakın izlekte gözükse de kimilerine, aslında değildir. Varlığımın fosforlu izidir. Varoluşumun gizidir...

İtiraf etmek istediğim bir şey var:

Ben çok ama çok hata yapan bir insanım.
Bunu bilerek, her adımda kendimi teftiş etmekten sıkıldım.
Teftişlerimde de, kendime yaptığım disiplinsizlik ve taşkınlıktan da bıktım.
Ne kadar beni sıkarlarsa, ne kadar kendimi sıkarsam o kadar hırçın oluyorum ve deliriyorum.
Gene hem diktatör, hem de ayaklanan halkım.
Üzgünüm.
Bunu kendime yapmamalıydım.

15 yorum:

  1. Betty Boop sen dünyanın en tatlı insanısın. Ne kadar hassassın ki kendinle bu kadar ayrıntılı uğraşmaktasın. Boşver barış bu yönünle. Sen değerlisin. Kendi değerini öğret zihnine. Ne yani altı üstü gireceğimiz yer toprağın altında havasız, kurtlu solucanlı bir yer. Oraya bakınca burası her şart altında cennet. Bak sana söylüyorum varolmanın dayanılmaz bir hafifliği var. Yeterki varolda sorunun olsun bunlarla boğuşmak hala yaşadığının ispatı. Senın aklına sahip olmak için yüz oyun çevirecek insanlar tanıyorum ben. Şirinliğin kibarlığın ise başka türlü. Sev kendini sev biricik.

    BEN KENDİMİM

    Tüm dünyada benim gibi hiç kimse yok.
    Bazı yönleri bana benzeyenler var,
    Fakat kimse tam olarak tüm yönleriyle benim gibi değil,
    Dolayısıyla bende varlık bulan her şey sadece bana özgü,
    Çünkü ben onları tek başıma seçtim.
    Benimle ilgili her şey benim;
    Vücudum, ve onu oluşturan her şey;
    Zihnim ve onu oluşturan tüm düşünce ve fikirler;
    Gözlerim, ve onun ifade ettiği tüm görüntüler;
    Duygularım, ve onlar her neyse
    Öfke, neşe, kaygı, sevgi, hayal kırıklıkları, heyecan;
    Ağzım, ve onlardan çıkan her sözcük
    Nazik, yumuşak ya da kaba, doğru ya da yanlış;
    Sesim, yüksek ya da alçak,
    Ve tüm davranışlarım, başkalarına ya da kendime karşı.
    Kendi fantazilerim, rüyalarım, umutlarım, korkularım.
    Tüm zafer ve başarılarım benim, tıpkı tüm hatalarım gibi.
    Çünkü beni oluşturan tüm parçalar benim.
    Ben kendimle tamamen yüzleşebilirim,
    Ve böyle yaparak beni oluşturan tüm parçaları sevip,
    Onlarla dost olup, dostça yaşayabilirim.
    Ve böylece benim için en önemli şeylere ulaşmak üzere,
    Bir bütün olarak amaçlarımı gerçekleştirebilirim.
    Kendi kendimi şaşırtan bazı yönlerim olduğunu biliyorum.
    Ve bilmediğim başka yönlerim de var.
    Fakat kendimle dost olduğum ve kendimi sevdiğim sürece,
    Beni şaşırtan bu yönlerin üzerine cesaret ve umutla gidip
    Kendimle ilgili daha pek çok şey bulabileceğimi biliyorum.
    İnsanlara nasıl görünürsem görüneyim,
    Ne söylersem, ne yaparsam yapayım,
    Herhangi bir anda ne düşünürsem, ne hissedersem hissedeyim,
    Hepsi de benim./ Bu bana özgü.
    Zamanın o noktasında nerde olduğumun bir ifadesi.
    Ne yaptığıma, nasıl düşündüğüme, ne hissettiğime baktığımda,

    bazı yönlerim uyumsuz olabilir.
    Ve ben bu uymayan yönleri çıkarıp,
    Uyduğuna emin olduklarımla yola devam edebilirim.
    Çıkardıklarımın yerine yeni şeyler yaratabilirim.
    Görebilir, duyabilir, hissedebilir,
    Düşünebilir, söyleyebilir ve yapabilirim.
    Benim dışımdaki dünyada, insanlara bir düzen yaratabilecek,
    İlişkileri anlamlı kılabilecek, üretken ve onlara yakın
    olabilecek,
    Gerekirse dışarda hayatta kalabilecek bir birikimim var.
    Kendime aitim ve böylece kendimi yeniden biçimlendirebilirim.
    Ben kendimim ve bundan mutluyum.
    Virginia Satir

    YanıtlaSil
  2. çeee'cim. kendini elestirebilmeyi bilen kaç kisi var sence? Yada elestirip sorulara durust cevap vermeyi.. Sen kendini deliliginin arkasina saklaniyorsun, sonra "ama.aman! ben ne yaptim?" diyorsun.. Deme iste! Birak oyle yasa bazen, personne n'est parfaite! Sen boyle çok guzelsin zaten.

    YanıtlaSil
  3. acıyor sadece.
    üzgünüm.

    YanıtlaSil
  4. Keşke bildiğim ve size söyleyebileceğim birşeyler olsaydı, ama yok, herkes kendi içine düşüyor galiba.

    YanıtlaSil
  5. Ben kimsenkimim?

    YanıtlaSil
  6. ben ne ben olmak istiyorum ne başkası ben olmak sitemiyor...

    YanıtlaSil
  7. herkes kendi içine düşüp kayboluyor. narsisistik bir durum bu.

    hayatta sadece kendimiz olma hakkımız var. ki bence bu bile çok fazla, başkası olmaya çalışmak çok ama çok zor olurdu kendimiz olmayı bile beceremezken, kabul edemezken... ama ben de bir başkasıdır aslında. sorun bu.

    YanıtlaSil
  8. “herkes kendi içine düşüyor galiba”.(nokta). “kayboluyor” tamamlaması size ait. Tamamlamayı kabul etsek bile “narsistik” olmayacaktı, belki biraz şüpheci (bkz:galiba), biraz çaresiz (bkz:keşke) ama narsist değil. Evet, öyle, herkes kendi içindeki uçuruma düşüyor. Kimliğin ve kişiliğin binsekizyüzkırksekizinci boyuttaki varoluşu ve kapladığı alan da uçurumun derinliğiyle doğru orantılı. Düştükten sonra ise içinden çıkmaya çabalıyor, düşebileceği daha derin bir uçurum bulmak için Kaybolmak mı? Asla! Ama işte, herkes kendi uçurumuna, birinin bir diğeri için yapabileceği hiçbirşey yok.

    YanıtlaSil
  9. evet, bana ait "kaybolmak" tamamlaması. doğrudur. ayrıca "narsisistik" bir kişilik özelliği olduğunu düşünüyorum bunun. daha önce de yazdığım gibi...

    açıkcası ben kaybolup, geri dönüyorum. sadece uçurumun içine düşmüyorum...

    ayrıca, bence yeniden düşmek için de çıkmıyorum o düştüğüm delikten. sizi bilemem ama. fakat, elimde olsa hiç düşmezdim inanın...

    YanıtlaSil
  10. “şöyle bir bakıp çıkacak”ken, bir tartışmaya (hele hele bir kavgaya) duhul olma niyetinde değilim, bir yandan da sitenizi “fuzuli işgal” etmemeye çabalıyorum, bütün bu kaygılara rağmen, toparlamaya çalışalım:

    1-http://www.psikiyatrist.net/kisiliknarsistik.htm adresinde narsistik kişilik bozukluğu üzerine kısa bir bilgi var. Yazınızı yanlış anlama ihtimalini de göz önünde tutarak, “zehirli” başlıklı yazı ile verdiğim linkte yazılanlar birbiriyle örtüşmüyor.

    2-“Kaybolup geri dönmek” ile “uçuruma düşüp çıkmak” tanımlamalarının aynı şeyi ifade ediyor (hiç girmeyelim)

    3- Eğer aynı şeyden bahsediyor isek: Sizin de yeniden düşmek için çıktığınız ihtimalini gözden ırak tutmayın. (Bakınız: birkaç satır yukarıdaki “ama ben de bir başkasıdır aslında. sorun bu.” Şeklindeki sözleriniz) Benim söylemeye çalıştığım, tüm bu düşüp çıkmaların, kaybolup gelmelerin, o kadar da kötü olmadığı, tam aksine insanın kimliğini ve kişiliğini geliştirici bir etkisi var. (öyle olduğunu umuyorum) “Varoluşumun gizidir...” dediğiniz şey, belki tam da böyle bir şeydir.

    Baştan özürlerimizi iletelim, boyumuzdan büyük laflarımız, saçmalamalarımız ve bu kadar uzattığımız için.

    YanıtlaSil
  11. tartışma falan yoktu aslında. kavga da. ben sadece yazının yazarı olarak ne demeye çalıştığımı söyledim. yazdığım şeyin neyle örtüşüp örtüşmediğine de bakmadım.

    narsisistik bir şey bu dedim, çünkü bence "motive" olarak öyle. bunu kişilik bozukluğuyla bağdaştırmadım. çünkü ikisi birbirinden ayrı tamamen.

    "ben bir başkasıdır," sözü de bana ait değil elbette, rimbaud'nun. biliyorsunuzdur zaten.

    "varoluşumun gizi" konusunda anlaşabilmişiz bir tek sanırım biz. o konuda mutabıkız. ama ben varoluşun gizinin de böyle bir şey olmasından sıkıldım. ki aslında bunu da söylemek çok narsisistik ve egoperver bir şey sanırım. "varoluşumun gizidir!" eee sonra? elime ne geçti bunu söyleyince?

    neticede, çok somut bir muhabbet dönmüyordu yani burada. son derece soyut, manasız ve mantıksızca yazıyordum.

    öyle işte...

    sağlıcakla kalın sayın anonim.

    YanıtlaSil
  12. Niye bilmem, uzatmamam gerektiğine inandım.

    siz de sağlıcakla kalın efendim, kolaylılar dilerim.

    YanıtlaSil
  13. Great site lots of usefull infomation here.
    »

    YanıtlaSil
  14. Efendim, bir başka şeyi bulmak için karıştırırken eski kitaplarımızı, denk geldi, “pos bıyıklı” amcam, anlatmaya çalıştığımı (elbet benden çok daha güzel) anlatmış sanırım, yukarıda karşılıklı yazılanlar geldi usuma, bizde kalmasın, sahibine iletelim istedik, (elçiye zeval olmadığını ayrıca hatırlatmak gereği duymamaktayız), sağlıcakla…:

    “kimse benim derinliğimi ve asıl istemimi öğrenmesin diye-bu yüzden keşfettim uzun uzun ve açık açık susmayı.
    Kimi akıllılar gördüm, yüzünü örten ve sularını bulandıran, kimse içlerini ve derinliklerini görmesin diye.
    Ama tam da onlara denk gelirdi, kurnaz kuşkucular ve fındıkkıranlar; tam da onların en gizli balıklarını su yüzüne çıkardılar!
    Oysa aydınlık, mert ve içi dışı bir olanlar-bunlardır bence en akıllı suskunlar; öyle derindir ki dipleri en duru su bile onları- ele veremez. (sf:199)
    …..

    “ey yalnızlık! Ey yurdum yalnızlık! O kadar uzun süre yabanıl yaşadım ki, yaban ellerde, gözyaşları içinde sana dönmemek mümkün değil!
    Hadi tehdit et beni parmağınla, annelerin tehdit edişi gibi, hadi gülümse bana, annelerin gülümseyişi gibi, hadi de ki: “kimdi o, bir zamanlar bir fırtına gibi esip uzaklaşan benden?”
    “kimdi ayrılırken şöyle seslenen: uzun süre oturdum yalnızlıkta, unuttum susmayı! Bunu iyice öğrendin mi şimdi”
    “ey sen, her şeyi biliyorum, çoğunluğun içinde bir başına, benim yanımda olduğundan daha terk edilmiş olduğunu da!”
    “Terk edilmiş başkadır, yalnızlık başka: bunu öğrendin şimdi sen! Ve insanların arasında her zaman yabanıl ve yabancı olacağını da” (sf:209-210)

    YanıtlaSil
  15. I say briefly: Best! Useful information. Good job guys.
    »

    YanıtlaSil