28 Temmuz 2006

Varsayım

Kendimi izimi kaybettiğim zamanların birisinde Siyah İspanyol Caddesi'ne çıkıp Schottentor'a yürürdüm. Oradan hat değiştirerek U1 metrosuna geçer, Karlsplatz'ın Opera çıkışından yeryüzüne çıkardım. Genelde akşam olurdu ve Opera binasının çatısındaki kanatlı atların üstünde mor mor bulutlar uçuşurdu. Kaertner Caddesi boyunca yürür, Stephansdome'a varır, içeri girer bir mum yakardım. Bazen para verirdim yaktığım mum için, bazense vermezdim. O zamandan beri girdiğim hiç bir kilisede mum yakmadığımın ya da dua etmediğimin şimdi farkına varıyorum... Ne ilginç.

Gene böyle bir akşam vakti, yalnız ve kaçak bir şekilde Stephan Meydanı'na doğru yürürken yolumu bir adam kesti ve "Benimle bir içki içer misiniz?" dedi. Zamanım varsaydı tabii, kibarcaydı, Almancaydı... İçinde yaşadığım kentlerde konuşulan dilleri belli bir süreden sonra iyiden iyiye anlama alışkanlığımla ve şimdi unuttuğum lise Almancamla yanıt verdim adama. estutmihrlayhtaberihbin... Geç kalmıştım.

Spät? Öyle olmalıydım. Öyleydim mayneşatzyenmayneklaynebrötyen... Neye geç kaldığımı anlayamıyordum ama. O duygu sonra yapıştı üstüme... O geç kalmışlık. Atamadım...

Şimdi hala düşünür dururum: O serin nisan akşamı o adamla oturup bir şeyler içseydim Havelka'da, ne olurdu? Geç kalmamış hissetseydim kendimi o gün ve otursaydım orada?

Ama şöyle bir şey var. Ben sokakta bana "Bir şey içelim mi?" diyen adamlarla oturmam. O kadar delirmedim henüz... Çoğu insana ilginç gelebilecek ve benden beklenmeyecek moral değerlerim vardır kimi zaman.

Adam yerine kiliseyi ve Aziz Stephan'ı seçmiştim o gün de belki bundan kelli.

Geç kalmışlığın acısını kutsal bir kişiden başka birisi çözemez sanırım. Ondan da olmalı...

Kör inançlara sahibim ben.
Yaşayamıyorum bazen sadece bu yüzden.

Varsayım hepsi... Her bir şey. Ve Personal Jesus çalıyor WinAmp'te.

3 yorum:

  1. Güzel bir yazı olmuş gerçekten, bende de vinampta "Devour" çalıyordu bu yazıyı okurken,aman şimdi yorum yazana kadar kopyala yapıştır dedim,aa baktım baya uygun oldu :)

    Run, to where the smallest ray of light will never find you
    Run, to where you will not need to shield your eyes
    Run, away from all the soulless, heartless fiends who hound you
    Run, away and let your memories go blind...

    YanıtlaSil
  2. Benim de zaman zaman gectigim yollarda baskalarin basina gelenleri okumak garip bir ama güzel bir duygu.Sanirim burada tüm yollar Stephansdom a cikiyor :)
    slmlar
    TD

    YanıtlaSil
  3. sağolasın kopya yapıştır için noluyo ya! :)

    mr. turkish delight,
    bana hep viyana'da yollar schwedenplatz'a çıkar gibi gelirdi. neden böyle düşünürdüm, şimdi hiç bilemiyorum.

    berg strasse'ye yolun düşerse, orada berg café vardır, bir kahve iç benim için. pek severdim orayı... sonra da kanala doğru yürü, sol kolda, sigmund'un evinin duvarının yanında sigara otomatı var. bir tane hobby al oradan. ben hep öyle yapardım.

    YanıtlaSil