"and indeed there will be time
for the yellow smoke that slides along the street,
rubbing its back upon the window-panes;
there will be time, there will be time
to prepare a face to meet the faces that you meet;
there will be time to murder and create,
and time for all the works and days of hands
that lift and drop a question on your plate;
time for you and time for me,
and time yet for a hundred indecisions
and for a hundred visions and revisions,
before the taking of a toast and tea. "
I love you, Alfred and Mr.Eliot, I adore you.
sevememekteyim ask siirlerini, onlar da beni sevmiyorlar pek sanirim. last tango in london yapiyorum gibin. ses seda cikmadi anacaim son istanbul dakkalarinda. nen var kuzum? londres cok hizli girdi bu sene. alkolizmde cigir actim, duzelmeliyim. bazen yemek yemeyi unutuyorum. ozledim gulum, n.
YanıtlaSilsevgili n.,
YanıtlaSilsenin son istanbul dakikalarında ben şehrin dışındaydım. sessizliğimiz bundandır; yoksa benim sesim nasıl duyulmaz? amuda kalkarken, kulplu beygirden atlarken sigara içebilen ve aynı anda tortellini pişiren bir insanım. üstüne vidası gevşek çenem var, çenemin attığı cadı kahkahası var... bak şöyle: hahahayt!
londres, her zaman çok hızlıydı herhalde. oryantal istanbul'dan sonra bir anda üstüne yağmıştır sonbahar yağmurlarıyla... haşindir biraz ama sen seversin. belki, ben de gelsem ben de severim. ama dingilizin dingilleri bana vize verir mi acep?
dün bana verdiğin yazıyı buldum, hani "bir kaç şişe şaraba tav olmuş süper egolarımızın eridiğinin gecesidir dostla, sevgiliyle ölesiye uzun muhabbetler." diye başlayan... okudum bir kaç kere. gerçekten güzel olmuş... içimi çektim okurken. o sırada kulplu beygirde sıram gelmişti. zıpladım, kırmızı marlboromdan bir tane yakıp. sonra bir baktım sen camel içiyorsun. bana neden camel vermedin diye sana kızdım. uyandım aniden, rüyaymış.
sen aşk şiirlerini sevmemekle beraber kalp şeklini de sevmezsin... unutma bunu, ey yaradanına kurban olduğumununun tepkisel feminist şablonlu kadını! ayrıca bu ay burda'da şahane modeller var... uk edition'ı bana al yolla da çıkarayım bir kaç uygun kalıp!
bu arada, ilhan berk/atlas hala sende. kaybetme o kitabı. yoksa seninle bir daha oturup içmem. ha, bu arada içmek demişken, sen de alkolizmde çığır açma o kadar çok. biliyorum felsefe psikoaktif maddelerle daha keyifli oluyor ama yemek yemeyi de unutmak fena.
"ah, ne olacak bu halimiz?" diyerek gidiyorum şimdi... sen de "ne var ki halimizde?" diyorsun bana hemen. illahi n. hanım yani! ben sana hep hak veriyorum. böyle de olmaz ki.