15 Ekim 2006

Cumartesi

Cumartesi sabahı çolak buldum kendimi. Sol elimi kullanamıyordum. Sinir sıkışması, carpal tunnel sendromuna bir adım daha yaklaşma olayıymış meğersem. Sardım sarmaladım elimi, mumya gibi oldu. Korkunç bir ağrı eşlik etmeye başladı ama birden. Krem mrem hakgetire... Akşam, gün boyunca körüklenen iç stres dahilinde gelen migrenle beraber birleşince bu ağrı daha da hoş oldu. Böyle bir el çolak, kafada yüzbin tilki evde oturmakla olmuyor diye kanaat getirdim ama hemen. Burçak'a seslendim, sosyalize olmaya karar verdim. Oturuyorlarmış evde. Bastım gittim. Ben de onlarla beraber oturmaya başladım. Madem sıkılacağız toplu sıkılalım mantığını getirdim yani hayatıma. Eee, tabii benim çenem düşük olunca, Burçak'ın da benden altta kalır yanı olmayınca sıkılmadık özünde. Kafam dağıldı en azından. Ne kadar sinirli olduğumu söyledim hatta da, inanmadılar bana... Gittikçe insanüstü bir varlık olmaya başladığımdan demvurduk. Zaten eve girdiğimde beni pek bir şenlikle karşılamışlardı. Battaniye altında Discovery Channel keyfi yapıyorlarmış tembel tembel. Tembellik deyince de bende akan sular duruyor ve akmaz oluyor, damlaya damlaya göl oluyor. Durgunlaştık tembellik yapıp böylelikle. Muhabbet, tembellik, bir iki kadeh aktiviteleri, Sinematürk'te yakalanan absürd Türk filmi İmam, üstüne bir romantik komedi ve gene Discovery'e dönüş ki kunduzlar vardı belgeselde de... Ayaklarımı uzatmıştım ben tabii o belgesel başlayınca, kırmızı çoraplarıma bakıyordum. Hayatın bazen ne kadar zor olabildiğini düşünüyordum. Önemli olan "başa çıkma sanatını" disiplinle bünyeye yedirebilmekti. Varolmanın en büyük kabullenişi de buydu sanırım. İnsanın kendisiyle başa çıkması... Bunu artık yapabiliyorum ben ve çok mutluyum. Yok, aslında çok mutlu değilim de, memnunum yani. Öyle... Anladın sen beni...

Elim sakattı, bir Tekken atamadık. Ben ona yanıyorum! Nina Williams öksüz kaldı. Oysa, dün ve düne benzer günler gerçek anlamda Nina olup dalasım geliyor ortalığa kombolarla da neyse... Tekmelerim fazla güçlü, çok çok kötü olur diye vazgeçiyorum. Bu işte kendisiyle başa çıkması insanın! Capito? Şimdi, herkese ünlü Türk düşünürü Alişan'dan Kralı Gelse isimli şarkıyı hediye ediyorum. İyi günler diliyorum.

8 yorum:

  1. geçmiş olsun çok, Ç.
    sabahları kalkarken bazen kendimi k.ç üstü yere yapışmış halde buluyorum. sanırım bacaklarımın daha uyanamamış olmasından kaynaklanıyor. bu senin sinir sıkışması olayından değildir diye umuyorum..

    YanıtlaSil
  2. Üzüldük efendim;

    geçmiş olsun...

    (d.e.)

    YanıtlaSil
  3. gülümsedim. :) hayır canım ne münasebet eliniz için üzüldüm elbet, geçmiş olsun ayrıca.
    şu "toplu sıkılma ayini"ne güldüm.
    hoşuma gitti tabir. arada yapmak lazım.:)

    YanıtlaSil
  4. indis,

    senin durumun sinir sıkışması değildir belki ama uyuşma falandır. dolaşımla ilgili bir durum olabilir... ya da senin de söylediğin gibi uyanamamış oluyordur henüz bacakların. :)

    d.e.,
    teşekkür ederim, pazar akşamı itibariyle bünyeye kattığımız cin toniklerle beraber tamamen geçti.
    artık çolak değilim.

    rehavet,
    toplu sıkılma ayini çok hoş bir ayin olabiliyor kimi zaman. yanındakine bakıp, nasılsa o da sıkılıyor diye insanın kendisini daha normal hissetmesi mümkün çünkü! :D

    YanıtlaSil
  5. Aklıma gelmişti, yazdım, sildim sonra,

    şöyleydi:

    "bir iki kadeh aktiviteleri"

    olmaz öyle...

    diyecektim vazgeçtim.

    kısmet bugüneymiş.

    (d.e.)

    YanıtlaSil
  6. bir iki kadehte bırakmayı da bilmek, içmenin adabındandır sayın d.e.

    YanıtlaSil
  7. sağolun efendim, bilmiyorduk, öğretildik.

    Umarız ki bu durumu, pazarakşamı cinlerletonikleri görünce kaçan çolaklığınız da anlar.

    d.e.

    YanıtlaSil
  8. sayın d.e.,

    o cintonikler allahın emriydi ve ayrıca 3 taneydiler. abartmadık yani. neden mi? çünkü artık yaşlandık.

    kabul etmek lazım.

    YanıtlaSil