19 Ekim 2006

Yarın

kendimden ve yazıdan kaçma denemeleri 01
yazan, yazı, yazar çıkmazında ithafkarlığın derin hazzı veya bir süpermetin yazmak mümkün mü?

"love is the only engine of survival..."
leonard cohen

yazan, şimdi odada duruyor, yarın da duracak. yarın bir yeni doğacak, böylelikle de yine bir gün olacak. yeni günün aydınlığında eski hayatlar yine birbirine karışacak. o durduğu yerden vapurun sesini duyacak, otobandan gelen motorların uğultusunu dinleyecek, kent akşamına geriden ve gri bakacak. sınırlardan sınırlara gezintilere çıkmayacak. bu defa en tepede duracak. bir tevekkül haline vardığından mıdır bilinmez, ellerinin ayarını sorgulayıp, dilini yakıp, kıpırdamadan, sadece cümleler boyunca ışıyarak kalacak ve tam o sırada da salacak açıklarında astığı astık, çaldığı düdük olan inatçı bir vapur lodosla savrulacak. okuyucu aniden şaşıracak, fakat yazarına çemkiren bu huysuz metin tekdüzeliğine ve derdini anlatmayı beceremeyişinin hezeyanına geridönecek. dönmezse şiddet kullanarak döndürülecek, ama allah'ın şu işine bakın ki siz, işbu metnin sesteş adaşı gazeteci metin küskün tam metnin hezeyanının doruk noktasında üsküdar'daki ofisinden çıkmış olacak. bu metni belki de metin küskün kurtaracak! bakalım kahramanımız yazan bu noktada ne yapacak? rolünü bu mü kaptıracak? yoksa, bu clark kent biçimli arkadaş, salacak açıklarından geçen o vapurun kızkulesi'ne attığı cakaya gözünün ucunu mu takacak? evet, öyle olacak. şiirsel kaçacak. bunu gören biz ağlarımızı denizin sularına vuran yeni harfler ve yeni kelimeler için bırakacağız fakat çipuralar dolacak. yazan edebiyatı falan boşverecek, akşama karşı bir rakı açacak, roka salatası patlatacak ki salacak'tan geçen şu beyaz vapurun aklı şaşsın! çünkü, önünde sonunda ikisinden iyi birer mesai sonu ayyaşı olacak. binbir çilingirden belki alengirli bir yazı çıkacak veyahut çıkmayacak. çünkü o, odada şimdi duruyor, yarın da duracak. süpermen olduğu ümidiyle yazdığımızı kendisine bağlayıp durduğumuz metin küskün isimli vatandaş yarın da işe gidecek, yine işe gidecek. bizim onun hayatına dair kurduğumuz ve kurguladığımız ihtimaller sıralanacak. gündeliklik özetlenecek. kötü sözcük oyunları yapılacak. metin asla süpermen olamayacak ama kendimiz onun üstünden olduğumuzdan daha zeki gösterilecek, an be an yahut ayan beyan, hayata karşı daha duyarlı ve daha duyarsız olduğumuz gözönüne serilecek. sonra harfler boyunca saklambaçtan başka bir şey kalmayacak, kısırlaşacak, döngülenecek. kıl batacak. bizim kıçımız rahat görmezken; şu salacak'taki vapura gözü takılan, clark kent tiplemesi barbaros mahallesi futbol takımının maçlarını haber yapan ve bundan kelli dünyaya hayırı dokunan metin küskün de numune hastanesi'ne kıl dönmesi teşhisiyle yatırılacak. orada erkek egosunun zedelendiği bir ameliyat geçirecek. hayata daha da küskün duracak. böylelikle her şey gazının büyük oranı kaçmış olan o sözümona büyüsünü de daha kolayca yitirecek. tüm cümleler yazınsal olamayacak kadar gerçek duracak. kelimeler tokat gibi patlayacak, bir kıyamet koptu kopacak derken ve birden, bir rakı kadehi diğerine vuracak! içine yazanın kahkahası karışacak. şangır diye buzlu bademlere çarpacak. arkada gözlerinin içine başka hayal girmesin çalacak çalacak çalacak ve herşey gerçek olmayacak kadar yazınsal duracak.

2 yorum:

  1. elinize sağlık. metine ve metinlerinlerinize ayrıca selam ederiz. salacak'tan geçen o beyaz vapura ve onun nefsine takıldı aklımız, vapur size ne yaptı ki, ona bu kadar işkence etmektesiniz...

    d.e.

    YanıtlaSil
  2. sayın d.e.,

    vapur bana bir şey yapmadı, benim tek derdim kendisinin kaptanıyla. denizin tuzunun sinmiş olduğu nesnelerle ve kişilerle kötü ilişkilerim olmaz benim olmamasına da kaptanı çok uyuz adam. aramızda iktidar savaşı var. ben vapurla rakı içeceğim diye tutturdukça, o "beni ilgilendirmez. bu benim vapurum! içtirmem şimdi, seferdeyiz..." diyor. kızkulesi'nin eski zamanlarından bakıyorum ben de uzaktan uzaktan. akşam vapuru tabii bu, işi var gücü var, yolcusu çok... babaları çocuklarına kavuşturuyor, öğrencileri sıcak odalara, tırnaklarını uzatabilen çalışan kadınları da aşk dolu tv dizilerini izleyecekleri evlerine... anlayacağınız başı kalabalık. ben de bir alık, bir alık. sormayınız, gitsin...

    ama sordunuz bile, biz de yanıtlamış bulunduk. affola.

    YanıtlaSil