bugün içilen suların serin bir lezzeti var. kötü bir rüyadan uyandım ama gene de var ve ben genelde bu olmayan bir şeyler arada varolunca çok seviniyor; fakat varolmadıkları halde varmış gibi yapınca da çok üzülüyorum. zaten ben bir üzülüyorum, bir seviniyorum. bir rüya görüyorum, bir gerçeğe düşüyorum, üstüne düşmeden düşüneyim diyorum ki, bak aslında hiç olmuyor bu! rüya görüyorum, ertesinde uyanıyorum, sonra bir bardak su içip, sigara eşliğinde yazı yazayım diyorum. bunu yazmaya başlıyorum ve birden bakıyorum ki saçmalıyorum. ilginçlik ya da belli bir tarz adına hiç bir şey taşımayan bir metin yaratıyorum. düşünceden düşe, oradan yazıya, onun içindeki serin lezzeti olan sulara falan bu denli klişe bir modellemeyle giden beynimi sevmiyorum. gene beynimi şey ediyorum. öyle ki adeta bir smith wesson nişanı. bir istek, bir niyet: çak, tak, bam: işte bir şimşeğin uğultusu şakaklarımda çakıyor, ortadan çatlayan çok elektirikli aklımın eşliğinde rakı sofralarının vazgeçilmezi, bilumum tekke dumanın mezesi: bol ekşili, bol kinayeli, çok zeki bir beynin salatası! birden gök etrafımda büyüyor -ki aslında aklıma çatallar giriyor- ve bakıyorum ki kediler uyuyor -ben de uyuyorum ve bu rüyanın gidişatı değişiyor çünkü çeşmelerden kışın beyaz suları akıyor, hem de güvercinler garip şarkılarını söylüyorlar- ve -burada bi'çaykoybi'sigarayak- uykularının arkasından bir cennet dökülüyor- derin bir nefes al, geldi nokta-.[fış fış dalga sesleri, sahil uğultusu. şimdilik, sakinleş ey okuryazar! az sonra gene sapıtacağız.]
öldüm mü, yoksa seninle miyim ey palmiye, eh mavi, hey gülen bulut? ellerim ellerinde ne umdu da sen herşeyi böyle iyi biliyorsun? hem benim imgelerim neden bu kadar ekose etekli ve liseli? öldüm mü, rüyada mıyım? şu gök ne zaman kapanacak? korkuyor muyum? gene mi dağların başları dumanlandı da ben yokolmanın ürküsünde şu şairane, şiirpiçi kostümümle? ne mi diyorum? bilmiyorum. çok mu soru soruyorum? sormuyor muyum? bence, ben bazen susmak nedir bilmiyorum; sen öğretsene.
ve yine hahaha, hadi boşver. ben bunu yazamayacağım. gülsene. yazsaydım çok güzel olurdu ama, hişşt, ayol şerefe diyorum, hadi gülsen'e! onu bunu bırak da, şu ne güzel, ne güzel iştir, bak: ben başımı kaldırınca seni buluyorum...
bulup bulup, bulut bulut öpüyorum ve bugün uyanıyorum; suların serin lezzeti üstüne düşünürken, aklımda dolaşmakta olan, o gördüğüm kötü kalpli rüyanın içine bir kaç cümle sıkıştırıyorum, ismini bir şehire küsmek yapıyorum ve aslında ondan başarısız bir anı-yazı yazaduracağım tutuyor, eviriyorum çeviriyorum ellerimde ama derken, birden, nasıl olduğunu asla açıklayamayacağım bir şekilde ellerimde ellerin oluyor, ellerin ellerim. sonrası çok iyilik, pek güzellik: başımı kaldırınca seni buluyorum. gökyüzü oluyorsun. tüm kelimelerimi topluyorsun. bâki kalan kahkaha oluyor. aklanıyoruz şu gelen kış ile. kötü rüya, müya hakgetire!
pozitif sacmaliklardan kacip senin deliliklerini okumak ister deli gonul ve fakat stres/alkol/stres/alkol/alkol oldu. make sentences egzersizidir, cumle kurayim dedim bana misin demedi.
YanıtlaSilmadam niongo niyang,
YanıtlaSilgelin beraber delirelim. londra mı dar, yerin mi yoksa?
stres olmasın, alkol olabilir. bazen cümle yapmak da gereksizdir.
öpering.
kıralıça çağang çiyong.
bagzen sacmalamakta gerek, bende bagzen kendi mi herkes gibi napıyom lan böyle modlarında buluveriyom :)
YanıtlaSilSevgili Bayan Ç.
YanıtlaSilsatir satir okudum, yazida kendimi buldum, kelime kelime hissettim, harf harf benimsedim. tum noktalama isaretlerine sarilmak istedim, yazinin butun olarak seffaflasmasini istedim.
fakat bu hislerimi, dusuncelerimi anlatabilecek dogru duzgun bir paragraf yazamadim, anlatamadim tam hissettigim gibi o zaman da ne anlami kaldi diye diye..
ah oh, Bayan Ç. blogunuzu hep takip ediyorum, okuyorum bir yorumlar yapip icimde patlatiyorum.
matmazel ttku,
YanıtlaSilben de hislerimi anlatacak bir düzgün paragraf yazamayacağım sanırım, yazamıyorum da çoğu zaman. o yüzden lütfen bu bahsi kapatalım.
ben de sizin blogunuzu takip ediyor, kah hüzünleniyorum, kah neşeleniyorum, kah aman bre deryalar diyorum, kah minimal elektro ritmlerinde sallanıyorum fuko sarkacı gibin. bu arada fuko da okumadım ya, şimdi bir kere sarkaç gördüm diye hayatımda hava atıyorum.
bu arada yazı sizindir ben buraya yazdığımdan itibaren. şeffaflaşacak malzemeden üretmeye çalıştık onu biz, harfleri birer birer benimsensin, noktalama işaretleri sarılınca konforlu olsun diye yumuşaklık ve ergonomiklik testlerine soktuk. sonunda da ucuz olsun diye kutulara koyduk. siz evde monte ediyorsunuz ama tabii ki her zaman montaj servisimizden de yararlanabilirsiniz. çok sevdiğim bir ikea 2007 katalogu alıntısıyla bitiriyorum efendim, kendinize iyi bakın...
"büyülü anları özlüyorum."
sahife 8.
:}
YanıtlaSilminimalligimiz malzeme bulamamaktan efendim.