23 Ocak 2007

Bunalgül

*bayan ç.'nin kirli çamaşırları,
ergen defterleri vol. 1.

of, of, nasıl da güldüm kendime anlatamam.

11 yorum:

  1. sen gülünce biliyorsun ben de gülüyorum, tri lay lay li

    YanıtlaSil
  2. onca seneye rağmen hala duruyor olmaları güzel.

    viran gönüller kahvesi. gerçekte öyle bir yer yok değil mi? bence iyi fikir, iş yapar.

    ya da ne bileyim loser'lar kıraathanesi falan.

    YanıtlaSil
  3. pnar,
    özellikle o matematik ve fizik problemleri ile, "nefret ediyorum!"lu parça eşsiz. hatta o "nefret ediyorum!"lunun üstündeki karalamaları da ne zaman yaptığımı hatırlıyorum. telefonla konuşurken çiziyordum... çok alem, çok.

    benimonim,

    hadi gülelim, hep gülelim. ben 10 sene önce çok fenaymışım, iyi ki görmedin. öperim, öperim...


    (not:bunlar gibi bir koli dolusunu kaybettim ben taşınırken. onlar olsaydı daha da çok gülerdik.)


    anselmo,

    benim günlüklerim hem ders defteri, hem şiir defteri, hem de ajandadırlar. o yüzden duruyorlar böyle sağsalim.

    viran gönüller kahvesi diye de bir yer vardı gerçekten. 96 yılının martında keşfettiğimiz bir kahveydi. kıbrıs şehitleri caddesi'ndeydi, izmir'de. şimdi ne olmuştur bilemem.

    bardak bardak adaçayı içerdik orada, cumbaya büzüşüp. sürekli ezginin günlüğü çalardı...

    YanıtlaSil
  4. viran gönüller kahvesinde geçen günlerimi anımsayayım dedim, içim sıkıntıyla doldu. pek depresif bir işletmeydi gibi kalmış hafızamda. "viran gönüller kahvesi" diye cafe ismi olur mu! sanki az evvel bir ihanete uğrayıp, kazık yemiş insanların ahmet kaya dinlemek için toplandıkları bir yer izlenimi de uyandırıyor. yerinde mi hala bilmem.
    neyse
    humus ben

    YanıtlaSil
  5. Tanidim ben bunlari. matematik problemleri PB diye bagiriyor, cikriklar Fidan icin inip kalkiyor. Ayni yerlerinden ayni lekeleri olan bende de onlarcasi var.

    YanıtlaSil
  6. herhalde bir tek sen hatırlayabilirsin, 10 yıl önce bir kağıda çiziktirdiğin şeyler sırasında telefonda konuştuğunu. biraz daha zorlayıp kiminle konuştuğunu ve neler konuştuğunu bile hatırlasan şaşırmam.

    kıbrıs şehitlerinin neresinde?

    YanıtlaSil
  7. humus,
    depresif ama fena olmayan bir işletmeydi zamanında. ömerağa'ya gidip oturacağımıza orada oturuyorduk. sonra arka sokak'ı açtı oranın sahibi peşine... hmm, bir de cafe lir vardı, orası da komik bir işletmeydi... bir de iskenderiye kitaplığına giderdik biz, orası ne oldu hiç bilmiyorum.

    anonimfelişya,
    bu çıkrıklar mustafa fidanlı yıllarımıza ait değiller, o yüzden de bir şey hatırlamıyorum problemlerden ve izahatlarından şimdi. nihan diye aynı zamanda manken olan(!) bir fizikçi hatun vardı, o geliyordu bu çıkrıklara yanılmıyorsam. kendisi tam ergen erkek öğrenci fetişi olabilecek bir insandı, eminim hatırlarsın. ;)

    matematikler de belkıs argıt bu arada. kitap da peter fraiser'ın o korkunç serisi! oy anam, oy.

    fidanlı olanlardan da vardır ama eminim ki, hem suzan sarda'nın kimya notları da var. vereyim mi?

    burnuma körfez kokusu doldu, tuhaf oldum be, yaktın beni.

    simon,

    zorlamama gerek yok kiminle konuştuğumu hatırlamam için simon. hatırlıyorum gayet net. neler konuşulduğunu da anımsıyorum işin kötüsü. detay bile verebilirim.

    sözü edilen yer de gazi kadınlar sokağı ile muzaffer izgü sokak arasında, talatpaşa bulvarı tarafından gelirken sol kolda, tekelin üstü. bir tane yufkacı da vardı altında eskiden. italyan kültür merkezi karşısında kalıyor...

    YanıtlaSil
  8. gidince ne var orada diye resmini çekerim.. de asıl: sağ kolonda geçmiş aylar görünmediğinden dolayı endişelenmemiz gerekiyor mu?

    YanıtlaSil
  9. doğumgününüz kutlu olsun sevgili ç., nice yıllara.

    bakın marazlı ocak ayı bitmiş, şubat deseniz aksak, bitecek. mart kapıdan baktıracak. yeni yaş da gelmiş çatmış, kalemler tutulmak bekler. sobayı yakınız, pencereden bakınız. kahvenin şarapla iyi gitmesi için mesai saatinin bitmesini bekleyiniz. o saatlere dek yazınız. mutlu olsun.

    YanıtlaSil
  10. hırgız simon,

    viran gönüller kahvesi bence hala daha duruyordur orada ama daha çok türkü bar tarzı bir yer olmuştur. sahibi el değiştirmediyse, adı göksel. selam söyle, bir semaver çay iç. benim hesabıma yazdır.

    yandaki arşiv linklerinin gizemli bir şekilde ortadan kaybolması konusunda da: "don't worry, be happy..." bırak, öyle kalsın.

    sevgili kayıkçı,

    öncelikle iyi dilekleriniz için teşekkür eder, kahve fincanımı sizin için şerefe kaldırırım.

    yazmaya çalışacağımdır, ancak bu yazmalar nerelere bağlanır, ak mı olurlar, kara mı olurlar bilemiyorum. fakat, evin hüznünü günışığı kırıyor bir yandan ve "pembe olabilir bu yazma" da diyorum ve bu işe çok seviniyorum... oyasına akşam takıyorum aklımda, hop çekiyorum... ve sonrası çok iyilik, çok güzellik...

    yani, bana yakışabilir sanki pembe yazma. yazmalar. denemeliyim. zaten burnumda da yazı özlemiş sardunya kokuları var.

    YanıtlaSil