09 Şubat 2007

Ben Sizin Hayranınızım Abla!

asiye, bizi kurtarsana be anacığım ya.

kız asiye, sana söylüyorum, bari sen anla; sen olmazsan müjde ar anlasın ki "kendisi türk sineması'nın en başarılı kadın oyuncusudur!" iddiasındayımdır ben koca koca ağzımla beraber açılan şu koca koca gözlerimle bu ekranın karşısında. eh, artık bunca abartıdan sonra, o da anlamazsa, kimse anlamasın bunu, çöpe atalım. çöpte, onu birisi bulsun. "bu ne be?" desin. yine çöpe atsın. çöpe bıraksın. çöpten çıkartmasın. aman ha, elini kirletmesin... ay. aman. of! of ki ne of!

şimdi, bunca girizgahtan sonra sıkılıp, sorarım size ey güzel insanlar: beynimizi orospu edenden mi korkmak lazım; yoksa bedenimizi mi? kim kimin pezevengidir? hangi kapıyı hangi anahtar açar? siz nerelerdesiniz, ben nerelerdeyim, tepemde duran bu şey, bir güneş midir? bir ışık mıdır bir güneş? ben şizofren miyim? "frengi mi?" dedin. sen değil, oradaki kalabalıktan biri. yani yazıyı attığımız çöp tenekesinin başında hala bekleşen sizlerden biri. evet. rica ediyorum artık okumayın, ah çok ısrarcısınız, o zaman rica ederim okuyun ve yine çöpe atın...

bakınız ki, cuma güneşleri altında kaygı kapaklı gazoz şişeleri gibi içimiz. köpüren sallantılarda teşbihin kralını biliyoruz yine, yine içimizde biz olmayan bir yazarın sesi. içimizde, inim inim inliyor bir yazının ruhu ve uslanmıyor bu delilik; ne de olsa tuzu kuru! çağrışımcılıkların kenarında yüzümüze kezzap atan, yine kendimiz, eskimiz ve diğerlerimiz. klişemiz, gömüldüğümüz karanlık nişimiz. kendimizin dışına çıkamayıp bir asiye buluyoruz kendimize, bir iffet, bir serap, bir vasfiye, bir müjde ar. türk kadınını karanlığından çıkaran ve mahalle arasında olup biten efsaneleri en iyi oynayan o cânım oyuncuyu alıp karşımıza koyuyoruz, bir şarap açıyoruz. tüm şizofrengimizin, dişiliğimizin, edinmek istediğimiz o deliliğin, o aşkların, o ihanetlerin ve intikamların, aslında hep güce tapan o yanımızla beslenen ezik mazoşistliğimizin ve beraberinde gelen kaybettiğimiz, freud'ın bol zikrettiği o şeye dönük nefretle bezenen sadizmimizin bir yansısı onun rollerinde. hepsi onda var... ayın aydınlamayan yüzü, kadınlığın loş tarafı, korku dolu bir naiflik; saldırgan ve kırılgan, bir impalanın kuzgun hali. kanatlı. havai. bir impalanın leopar hali; asla kötü bir taklit değil, fakat ondaki zariflik başka. o eski, romantik sinema yıldızına ait olan "hayali zerafet" onda yok. olamaz da. çünkü audrey hepburn ve grace kelly ekolünden gelen hülya koçyiğit'in sevimli güzelliğinin yapaylığıyla, filiz akın'ın ağlarsa akacak olan, kalın sürmeli gözleriyle, takma kirpikleri onda yok... olmasın da. çünkü o başka. çünkü o asiye, o serap, o iffet, bihter, melek, üftade ve diğerleri. yani biz, yani ben. bakmaya ürkttüğüm yanlarım, başıma gelebilecek korkunç olaylar, yakalanabileceğim bir delilik, kapılabileceğim bir sanrı, olabileceğimi sandığım ama olmadığım bir insan...

tüm bunları oynayan, tanıyan ve işleyen o kaşları çatık tebessüm eden yüzüyle. bu yüzden bu dünyada müjde ar gibi kadın olmak var.

5 yorum:

  1. burada cumhurbaşkanı neden müjde ar olmasın deniliyor.. okuyunca aklıma bu geldi..

    hakikaten.. neden olmasın?

    ek: bu arada şunu okudum. hemen dön e mi?! e.

    YanıtlaSil
  2. tüüüm içtenliimle katılıyorum.
    öle bi kadın olmak war.

    YanıtlaSil
  3. bikelime,

    vallahi bence olmasın o cumhurbaşkanı. politikaya karışmasın. ama kötü dizilerde de oynamasın, ne bileyim böyle hep kalsın benim aklımda asiye, üftâde, serap falan olarak. :D

    nasıl da bencilim değil mi, hiç bir iş yapmasın istiyorum neredeyse...

    pnar,

    seni buldum, hemen bir dedikodu yapayım! bak, dinle...

    atilla özdemiroğlu'nun müjde ar için terkettiği söylenen o kadın var ya, müjde ar'ın eline su dökemez anacığım. biliyon mu?

    istanbul gibi kadın bu: balat, galata, beyoğlu, salacak. öyle bir manzaranın bütünü.

    YanıtlaSil
  4. öle öle kuzum.

    ya tina.tina'ya değinmeden edemiycem bende.

    o nası bi kadın yaa..

    YanıtlaSil
  5. tina ablanın gönlümüzde yeri ayrı pnar! :D

    YanıtlaSil