18 Nisan 2007

The Works and the Days of Hands

Radyo dinliyorum. Philippe Desan yazmış, ben çeviriyorum. Bitirince gelip, belki yeni şeylerden bahsederim. Kiraz ağaçları, nisan ayazı ve bunun gibi önemsiz ayrıntılarla gürülderim. Yokum bir süreliğine. Şimdilik tıkırtılarımla alıntılayalım elimin altında durandan:

Latince’de “fictio” kelimesinin “taklit etmek” ve aynı zamanda “ikna etmek” yani, “bir söylemin gerçek olduğuna diğerini inandırmak” anlamına geldiğini unutmamalıyız. Tarihsel bir gerçeği, daha da inanılır kılmak için kurmacaya dönmek gerekli değil midir? Bu soruyu cevaplamadan önce, tarihin tanımını yapmamız önemlidir. En azından bize ondokuzuncu yüzyıldan sonra görünen kısmının... Ben, Michel Foucault tarafından sunulan, “Tarih, belgelerin anıtlara dönüşümüdür,” tanımını kabul ediyorum. Tarihsel gerçekler sıklıkla, tek bir şey aracılığıyla bilinebilirler: belgeler. Bu belge içinde bir hayli kurmaca barındırmalıdır ki, gerçeğin okunaklı bir biçimini sunsun; başka bir deyişle: sunarmış gibi yaptığı o yaşanmış gerçekliğe ikna etsin. Bu sınırsız gerçeklik okyanusunun yüzeyinde, bir tercih yapılmalıdır. Diğerlerinin önüne geçen ve külliyatlara işlenmiş, tarihçilerin daha sonra ortaya özünü çıkaracağı, kurmaca aracılığıyla, olasılıkla ilişkilendirebileceği gerçeklere dönük bir tercih, gerçeğin dönüşümünün nesnel haline, belgeler tarihe, anıtlara...

Bugün Aldığım Notlar:

Bay Fuko çoğunlukla çok ürkütücüsünüz. [yüce/ürkütücü/filozof/deli]

İzafiyet Kuramı, edebiyatta da yeni bir zaman anlayışını ortaya çıkarmış ve bunu pekiştirmiş olmalı. Anlatı da doğrusal zamanlılıktan sıyrıldı. Ama, serim, düğüm ve çözümün modası geçmedi de yerleri değişti. Bazısı modası geçti sanıyor bu üç arkadaşın; yanılıyor...

Sembolizme dikkatle yönelmek şart. Soğuk ve tadında sunmak lazım. Çünkü rakı gibidir sembolizm. Biz aklımızın kaliteli suyuyla beyazlatarak içeriz onu da. Aklımızın sularını bu yüzden serin tutalım ya da evde muadil olarak soğuk şalgam, ayran, maden suyu falan bulunduralım.

Şu konuşma çok güzeldi ama çevirmeye üşendim:
J: Look, if you take the whole of time and represent it by one year, were only in the first few moments of the first of January. There's a long way to go. Only now were not going to spout extra limbs and wings and fins because evolution itself is evolving. When it comes, the apocalypse itself will be part of the process of that leap of evolution.
B: Yeah, well. Whatever happens mankind will not cease to exist
J: We must! By the very definition of apocalypse, mankind must cease to exist, at least in a material form.
B: What do you mean, in a material form?
J: We will evolve.
B: What into?
J: We'll evolve into something that transcends matter, into a species of pure thought. Are you with me?
B: Yeah... like a ghost
J: Not like a fucking ghost you big girl's blouse! Into something thats well beyond our comprehension. Into a universal consciousness. Into God. Who is by the same principle that time is.
B: You don't believe in God
J: Of course I believe in God

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder