24 Nisan 2007

"Ben başbakanım, eli maşalıyım"

r.t.e. version 2007, ne yardan geçebildi, ne serden. reis-i cumhurun sümsüğünden, başbakanın cevvalinden böylesine korkmak lazım. sinirden gülüyorum abdullah, sen de gül. ayrıca ışık, sen de ılık süt iç ki, ılımlanan masallarını icraatın içinden daha iyi anlatabilsin amcalar.

"bu ülkede dine bağlı faşizm var mı, yok mu? ılımın neresindeyiz? bu neyin söylemidir artık! kan da pek ılıktır." deyip, gitmek en iyisi belki.

ancak birilerinin bıçağın kemiğe dayandığını görmesi lazım ve bu birilerinin hakiler içinde olmaması lazım. ve, evet, belki de sadece düştopyamızı incitmemek için anti-militaristiz biz. ancak, mistik kısmımızın sadece bize ait olduğunu bilecek kadar da laikiz.

elinde maşa, ucunda abdullah gül, üstünde bir örtü.
maşanın mangala dönük ağzında bir halk...
bu mudur yani bizim için yapabileceğiniz en iyi şey devletimin erkanı?
hani bizimle beraber maşa tutuşmaz da, o üstünü kapadığınız örtü tutuşursa ne olacak?

evet, hayatta hiç bir şey böylesine az olmadı: insanlara verilen değer kadar... ancak elbette demokrasi, çoğunluğun seçimi değil de, azınlığın saygısı... ama ben saygımı da yitirmek üzereyim. bilmem, bu halim ne olacak?

nokta.

1 yorum:

  1. Demokrasilerde siyah olduğu alenen açık bir cisme büyük çoğunluk beyaz diyor diye o cisim beyaz kabul edilir. O anlamda yeni dünya düzeni gelene kadar demokrasi masallarıylşa uyumaya devam.

    ABD= Demokrasi oldu ya uzun zamandır tiksinmiştim zaten.

    YanıtlaSil