27 Mayıs 2007

Gestalt

ağrılarımızı başkalarına bırakmamayı öğrenmemiz gerek. ağrı kesici değil de, ağrı yokedici olmak gerek. güçlü olmak ve ayakta kalmak için, geriye bakıp, neleri aştığımıza, neleri ardımızda bıraktığımıza iyice bakmak ve rüyalarımızdaki eli bıçaklı adamların yüzlerine tükürmek, onları kör etmek gerek. bıçakları kırmak, yok etmek... onların, içeriye batmış olan kendi kanımızdan paslanan zehirli ağızlarını topraklara gömmek gerek. barışmak ve arınmak. yüzlere su çarpmak: üç kere. burunlara su çekmek: üç kere. bir deniz duygusu edinmek böylece... barışıp böldüğümüz benlerin yaşamlarını bütünlemek gerek, bölmeden bütün kılmayı öğrenmek. bölünenin içindeki bütünlüğe varan noktayı görmek, bundan ders almak gerek...

içimiz kan ağlarken, sistemlerin anasına avradına küfür ederken, kabullenişin karanlık yanına yaslanmak çok kolay. kabullenişin karanlık tarafının sana yaslanması ve senden destek alması ve seni sömürmesi de. zaten ya sistem seni sömürecek, ya sen kendini. ancak anasına avradına küfürü bastığımız şeyin içinde kendin olmaya çalışabilmek belki de yapılabilecek tek şey. yapılabilecek en iyi şey: ben benim. üç kere! "ben benim," derken yanmak, kendi yangınımızdan sağ çıkmak gerek fazlalıklarımızı atarak...

yana yana mecusi olmanın mucizesine şaşacağımız vakitlere henüz zaman var. ve zaman izafi bir kaygı biçiminde sunulsa da, o geçen zamanın içeriğine bakmak gerek. yaptığımız işten bir felsefe çıkarabilmek; hayattan hem delicesine korkmak, hem de hiç korkmamak gerek. bu ikisinin arasındaki akıllara ziyan dengeyi bulmak gerek: zen.

hayatın mükemmel karmaşası içinde yapayalnızız, sade hayatla başbayız. yüreğimizin bağlandığı yerlerin dışında yok bu yalnızlığın çıkışı. olmayacak da. bu yüzden, tüm işlerin mantığını algılamak, etrafımıza karşı her zaman uyanık durmamız gerek. insan öğrenmek için yaşar; kendimiz için öğrenmemiz gerek... ve sonra, sonra bu zekayla, bu yürekle kanatlanmamız, kuşkuya kapılmadan, korkuyu yenerek durmamız gerek. böyle yapmalıyız ki; her şey güzel olsun. her şey güzel olsun ki, değişik kentlerin değişik kokulu rüzgarlarında başımızı göklere çevirebilelim... ve düşün dışında, gerçek olanı alarak korkusuzca düşlerimizi gerçekleştirelim.

aslında, işin özetinde bütünü korumak gerek. bütün bütünleri... zaten hep bir bütün olmaya uğraşmadık mı? söyle bana... söyle bana, herşeyi söyle ve kendini anlat, korkunu değil. ben buna çaba gösteriyorum. ve benim en sevdiğim kelime "integrity" şu ingiliz dilinde, biliyor musun? bir de, aslında hayatın anlamı bu yazının başlığında gizli... bu yüzden hadisene, bulalım! bunu ölüme bırakmayalım.

5 yorum:

  1. ahh ahh "zen" dedinde aklıma geldi, "zen eti, zen kemiği" isminde bir başucu kitabım vardı, otobüste unuttum, ve tüm aramalarıma rağmen eskisini-yenisini hiçbir yerde bulamadım. aklıma ist. kütüphanesine gidip fotokopi çekmek geliyor bir gün en son seçenek :)

    başımız ağrıyınca ağrı kesici almak baş ağrısı krizlerini uzun vadede arttırıyor-tetikliyormuş geçen gün okudum, acıya ne kadarda tahammülsüz varlıklar olduk, başım ağrıyor iç hapı, moralim bozuk iç antidepresanı, robot gibin birşey olcaz bu gidişle yakında yoksa olduk bile mi nee:(

    YanıtlaSil
  2. gaykedi,

    bak burada var sözünü ettiğin kitap: http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=LLUWW7B8B7KPFJI7LVT1

    bence de çoktan olduk robot, mekanize bir haldeyiz. her şey garip bir şablon içinde ilerlemek zorunda. acıya da tahammülümüz artacağına nedense daha da küntleştik sanki. ama bu kadar da karamsar olmamak lazım bu güzel günde. hava bir harika.

    bu arada geç yanıt yazdığım için de özür diliyorum, ama inan ki son iki haftadır garip bir koşuşturmaca halindeyim. umarım düzelir bu önümüzdeki üç ay içinde.

    teşekkür ederim yorumun için! :)

    YanıtlaSil
  3. inanmıyorum yaa daha önce ideefixe de bakmıştım yoktu bu kitap, tekde satıyorlar set almak zorunda değilim :)

    zannediyorum kitabın ismi aklımda zen eti zen kemiği olarak kalmş, orada zen'in eti zen'in kemiği olarak geçiyor, ama genede aramada benzerlerinden çıkmaması garip, çok sağol yaa, gecenin bu saati sevindirik oldum, hemen sipariş veriyorum :)

    YanıtlaSil
  4. rica ederim. :)

    ben de öyle arayıp bulunca çok sevindim. set de güzel duruyor aslında, edinmek lazım bir tane.

    YanıtlaSil
  5. evet insan sanki çok sevdiği bir eski dostuna kavuşmuş gibi oluyor değil mi :)

    YanıtlaSil