09 Kasım 2007

Kapital.

insanoğlu, hayatla ilgili tüm bağlantısını alışkanlık ve bağımlılık duygusunu sağlayan nesnelerden, bunların sağladığı algısal veriler üzerinden almaktadır. varoluşunu ve varoluşuyla beraber kişiliğini de "kendisi" olarak, "ben" diye tanımladığı bir kavramla böylesine kolayca özdeştirmekte ve varoluşunun "nedensizliğini" unutmaya çalışmaktadır. bu bağlamda, bağımlılık ve alışkanlık da kendisini sistematik bir şekilde doyurmalıdır ki "ben" varolabilsin. ego tatminlerinin ötesinde, tam anlamıyla "algı" üzerinden tanımlamaya çalıştığım bu varolma şekli davranışlara, özellikle de sahiplenme arzusuna hedeflenir ve bunu tetikler. en azından liberal ekonomilerdeki her sınıftaki durum bariz olarak budur.

çılgın alıverişlere neden olan inanılmaz mal çeşitliliğinin asıl nedeni: "çeşit ne kadar çok olursa, alışkanlıklar ve bağımlılıklar sonucunda sahip olma duygusu da bir o kadar tetiklenir." cümlesinin ta kendisi değil midir? çünkü insan yaşadıkça edindiği tecrübelerden, görüntülerden, seslerden, kokulardan ve bir çok algı kaynağından "etki"lenir. tüm bu saydıklarımız "etki"sinde kalır. çünkü, insan bir makinedir. algılarıyla, "benlik" programlayan bir makine. bu yüzden de, "ben" dışarıdaki bir "etki"nin sonucundan başka bir şey değildir. en azından liberal ekonomilerdeki her sınıf üzerinde gerçekleştirilmeye çalışılan şeyin tanımı budur. büyük ihtimalle, üzüntü duyarak söylüyorum ki geleceğimizin de.

gittim, yerinde gördüm.

hepimiz ona çalışıyoruz. adı bende saklı.

2 yorum:

  1. Sürçi lisan etmeden halet-i ruhiyeni döküvermişsin ortalık yere fütursuzca, "helal-i hoş ola" demekten başka bişey gelmez aklıma, saygıdır bizden "düşünen birisi"ne giden, "yazının konusu"nun bize yaptıklarından sonra, bu kaldı elimde kala kala...

    YanıtlaSil
  2. yağmurum dansı gelmiş, sürçi lisan pok yemiş! yazı yine şahane, elimde öyle kalakaldım..

    failatun, failatun failatun failure!! (sistem halt-ed etti yani, onun gibi anladın mı?)

    YanıtlaSil