23 Nisan 2008

Düşünürken

"jesus might return," diyor şarkı. ben de "gelir tabii, gelir de reina'ya bile gider..." diyorum.

saçma gelebilir ama eğer bizim isa'yı görseydiniz eminim ki kafanızdaki "kilise isası" imajı ve bu şarkının insanı batı edebiyatı ve teolojik sarmallar içinde sabitlediği bakış açısı anında değişirdi. bizim jesus arketip eleştirisini imkansız kılabilir. hele bu çağda, leger'in dediği gibi "görüntüler parça, parça" iken. şair beyin belirttiği gibi durum aynen de: "things fall apart; the centre cannot hold"... içimiz sıkılıyor bu duruma. hemen kaçıyor, bu alıntı için de: "thanks a million, william! hope all is well up there." demeyi unutmuyoruz. çok alıntı yapmayıp, onları cennetleriyle bırakmak daha iyidir. artık, kahve içerek bilgisayar karşısında oturma eyleminin güzelliğini yansıtmaya ve anlık bir şeyler yazmaya hazırız... bakalım neler düşüneceğiz. söylemeden edemeyeceğimiz o şeyi söyleyerek başlıyoruz: esasen, isa'nın yazdığı kutlama mektubunu okurken, "jesus might return" çaldığı için oldu bütün bunlar...

muhtemelen lafa kıçından başlama usülüyle hareket ettiğim için, pek başarılı bir anlatıcı olarak görülmüyorum. ama problem yok. ben lafa kıçından başlama usülünün yapıcılığına hayranım. denemeye olanak sağlıyor ve bir insanın düşüncesini en ham haliyle ortaya çıkarmasına sebebiyet veriyor. yazı yazan hızlı düşünüyor, aklından adeta cümleleri akıtıyor. böyle bir tarzı seven bir okuyucuysanız, o kişinin cümlelerle düşünebildiğini görüyor ve buna hayran oluyorsunuz. o bunu yapıyor. cümlelerle düşünürken, onları belgeleyebiliyor. bu eylem, bir trans haline eşdeğer bir rahatlama sunmakta, nirvana... odaklanmanın üst bir noktası ve bence bir insan bu konsantrasyonu herhangi bir eylemi yaparken sağlayabiliyorsa, yaptığı şeyi çok seviyor olmalı. bu sevgi yeterli. ve bu şu demek: yazmayı seven herkes yazmalı. yazmayı sevmeyenler -ki çoğunluğu köşe yazarıdır bunların- yazmamalı. başka işler yapmalı, eminim ki herhangi bir yerde yapılabilecek herhangi bir şey vardır. bak mesela, ben plan yapıyorum. para kazanıyorum. ha, dersin ki bu olay da baştan itibaren saçma, işte sistem şöyle böyle, falan da filan. farkındayım, zaman zaman üşütüyorum. ama herhalde ilahi adalet yoksa, evrim vardır. an itibariyle, her ikisine de inanıyorum. yazmaya da, yazana da bu ikisine inandığım denli inanıyorum. ama nereden çıktı bunlar, değil mi? hadi yazmaktan sıkılıp, başa dönelim. zaten hepsi yeterince karıştı. dozumu aldım ben:

"jesus might return..." diyor şarkı. bizim de bildiğimiz bir isa olduğuna göre, bu kehanetin boşa çıkmayacağı kesin. söylendiği kadar derin anlamlara bağlanacak bir şekilde gelmese de, o gelir. şanslıyız, ümitlerimiz boşa çıkmıyor hiç. ne iyi şey, peygamber isimli patronlarımız var...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder