01 Haziran 2009

Cennet Plajı

coğrafyaların döndüğü yerleri kokladım:
gökyüzü kıyısında kağıtkesiği gibi oturuyordu bir şey geç gelen güneş ülkemde.
yine de, benim olduğum yere musonlar uğradı ilk gece.
musonlar geldiğinde gümbür gümbürdü yeryüzü. aklımdan filler geçti sıra sıra, filler ve tanrılar ve uzakların çoksesliliği: içimi çektim, içimi dinledim. en derin içimden söyledim: "om. ganesha. om."
sabah olduğunda yağmur dinmişti.
ertesi gün dağ yollarına çıktık: rüzgar darmadağınık saçlarımızı okşadı. muzları geçtik, hindistancevizlerini ve sarı çiçekli bazı ağaçları. kalp yanımızda gizli koylar vardı masmavi bir sudan mürekkep ki turkuaz az.
ve herşeye alışkındım ben. içimdeki herşeyi yaşamış olan o ihtiyar kadın biliyordu ki hüzünler ile acılar katlanınca sıradanlaşıyordu. elbette ki hep en sevdiğim harfler gibiydi çakıltaşları. çocukluğum bağırdı çağırdı gidip duran motorun sesiyle: "ç!" nasılsa en temiz halimle baktım karanlığın kalbinde sandığım kendime. çengelime ilk harfini taktım. sallandık bir yokuştan aşağıya...
yokuşun sonunda cennet plajı vardı.
farkında olmadan, düş gibi düşmüştük yeni hayatın peşine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder