22 Haziran 2009

İyi

Sadece bir dakika var, bu yüzden bu sana gelsin:

"Bir Kalır uzun duvarlar ve onların dipleri
Bir Kalır Yılgın Adamların hep “Evet” dedikleri"

T.U.

derkenar:
yılgınlığında yılkı atlarımı vurmuşluğum,
sonra sonra niobe kadar magnesia olmuşluğum vardır.
her ne kadar delice zeytinsem de kimi göksüz şehirlerde şimdi,
sen baz'an herşeyi unut:
dalaman'da bir böğürtlen olarak bil beni.

dipşiir:
"yerin üstünde gördük bunu unutma
herkes yeniden yaşadı ve unuttuk
alıntılarla uzak anılarla yakın
kendi görütünde bir kırmızı karaca
ne güzel yangındı o yangın
herkes yeniden yaşadı ve unuttu
yaktığımız mutluluğu unutma"
M.C.A.

3 yorum:

  1. sevgili ç.,
    çok zaman geçmiş. bir şiire denk gelmiştim, birazını buraya bir yere eklemeye niyetlendiğim; "Bu kıyıcı damgalar var sadece geçmişimden / gene de bu acılar söyler bana var olduğumu" (P.N.) diye biten.
    sonra vazgeçtim. yerine N.M'den iki dize birakayim, çam sakızı niyetine:
    "Saklamanin kaydetmenin acısı ve sevinci
    Bal rengi acı
    dokumuzdan sızan sonsuz"

    YanıtlaSil
  2. sevgili gadjo,

    aslında, bulunduğum şu cuma noktasının mesai sonundaki en cinli yerinden bir "naima bakışı" atıyorum heryere ama büyük bir sırmışcasına kendi kendime kurmaya da devam ediyorum bi yandan. "badem ağaçları, ah!" diyorum... "bahardayken, diğer ağaçlarla beraber ne de güzel ve ne de ayrık dururlar."

    anı ve andan besleniyorum herhalde. yoksa neden böyle olsun?

    çok teşekkür ederim alıntılar, kırıntılar ve ponçikler için. ben de size şöyle bir "kontrahediye" vereyim dedim. :)

    "say bademleri
    say acı olanı
    uyanık tutanı say
    beni de onlara kat

    gözünü arardım hep
    gözünü açtığında,
    sana kimselerin bakmadığı bir anda,
    örerdim ya o saklı
    o gizli ipliği ben
    ki onun üzerinde tasarladığın çiy'in
    testilere doğru kaydığı bir zamanda
    yüreğe varamamış öz bir sözle korunan
    ancak böyle varırdın adına
    senin olan

    o şaşmaz adımlarla kendi yürüyerek
    savrulurdu çekiçler sanki bir çan kulesi
    boşluğundaymış gibi senin suskunluğun.

    ölmüş olan o şey senin koluna girer
    ve işittiklerin de seninle birleşirdi,
    üç olup giderdiniz geceyi katederek.

    beni de acı yap
    acı yap beni.
    bademlerden say beni..." (P.C.)

    YanıtlaSil
  3. epey gecikmiş oldu ama, sonsuz teşekkürler hediye için!
    çook makbule geçti, sahiden.
    yine bir vefa borcu ödemek için değil ama, madem P.C. gizli "iplik"lerten ve "suskunluk"tan söz etmiş, yaşamdaki küçük bağcıklar ve suskunluklar üzerine şirin bir film olsun benim şimdiki hediyem de: ;))
    http://www.dailymotion.com/video/x20rcp_wendy-tilby-stringscordes_shortfilms

    "bağ"larınız bol olsun!

    YanıtlaSil