30 Kasım 2011

Tozlu Defterlerden: Küskün

gün yüzünü açtı. ce güzel gözleriyle cam kenarında oturuyor.
aklından geçen şeyler kargalar olmalı.

benim aklımda ise keskin bir kasımpatı, gözümün ucunda eski eski kentlerden gelip geçmiş bir "ben" var. o "ben"e bakıyorum. gözlerimden akıp geçen kentlerle beraber uzun sürecek bir hastalığın ilk adımlarını yürüyor, ortalarına yaklaşıyorum. ve o "ben" bir mutfakta.

mutfağın benliği ile gündeliğin arkasına gizlenmiş, artık nasırlaşmış sırları duydum daha önce de.
keşke yetişecek bir kent daha olsa şimdi de kurtulsak. insanın gözümün ucundan bir tren kalkabilmeli bazı zaman! ama olmuyor.

anne! hep beni yaşatmaya çalıştın. havaleler geçirdim. soğuk sulara yatırdın. kolumu 3 yerinden kırdım. sırtında taşıdın. ama şimdi senin dudağın kanıyor ve söyleyemediğin milyonlarca şeyin yarattığı sessizlik sadece kan oluyor. ve oturup uzun mektuplar yazıyorsun. ve oturup, gözlerini kapatıp, asla lekeleyemeyecekleri iç maviliğine dalıyorsun.

ben ise bazı kötücül şeylerin bazı insanlara yaptıklarını, onlardan bir ömür boyu çaldıklarını düşünüyorum. o insanların birbirine karıştırdığı her şeyi düzeltiyor, düzeltiyor, düzeltiyor gibi yapıyorum. bir an olsun sağalıyor ama sonra bakıyoruz ki aslında elden gelen yok. hastalıklı akılları ile bu çirkin, kötücül ve kara ruhlar zamanlarını kolluyorlar. şerefsizliklerini diğerlerini sömüre sömüre büyütüyor, büyük yalanları gerçeklik olarak sunuyorlar.

canım yanıyor.
camları mı kapatıyorum, evleri mi yakıyorum belli değil bir an.


sonra bakıyorum; kent hala yerinde duruyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder