Öncelikle çok kısa bir özet halinde akşamın dökümü: sinemaya gidemeyiş, kahve, çay gibi meşrubatları buluştuğumuz yegane insan olan E. kişisiyle tüketiş, yanında bir de bir şeyler yiyiş... "Blog"a da "Taverna" isimli panoyu koyduktan sonra heyecan yapıp, gerçek bir adet mantar pano ediniş. Eve geliş... Göbeği pusulalı, evine dönen kediyle telefonda konuşma sekansı ve Madame Uberfraud'un şekliyle şemaliyle uğraşış... Yarın atılacak bir kaç rötüştan sonra hazır olacak o çalışma "blog"u da. Heyecanlıyım bundan ötürü çünkü çok sıkı bir hanımefendidir o mektuplar yazılan kişi; yani şu bizim Mme. Uberfraud... Hah, bir de unutmadan bu blogda sağ üst köşede bulunan "Perdeyi aralayan Alis" resmine tıklayınca profilim açılıyor ve orada da karşınıza "wishlist"im; yani bana alınmasını istediğim şeyler çıkıyor... Evet, biraz pahalı zevklere sahip gibi gözükebilirim ama ne var ki sanki orada? Altıüstü kitap ve ayakkabı!
Yarın cuma. Ve yarın cuma olduğuna göre her zamanki şeyleri yapacağız. Eskiden votka vişneyle yapılan bu her zamanki şeyler kahve ve de yeşil çayla yapılacak artık; buna karar verdim, adeta bir adet Dr. Alban oldum.
Uyuşturucu kullanmayın, öldürür! Ona göre...
Bir de güzel bir yağmur yağıyor; bir uyku bastırıyor... Uyuyun, ölmezsiniz. Uyku yaşamla "uyuşturan" bir şey ne de olsa uyanık zihinleri ve biz bilinçaltı kırıntılarının dökümüyle çıkılan "trip"lere rüya diyoruz. Çok fazla kelimemiz var insanoğlu olarak ama bu konuda daha sonra yazacağım. Yağmur, yağmur, uyu yat zamanı artık... Yat, uyu ya da yağmur yağmur.
Ve, hayır Ceyzmi, gelemem Cihangir'e. Gerçekten uyumalıyım. Ama sıkılma... Röntgen yap bir "blog"dan diğer "blog"a!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder