14 Eylül 2005

Havadis

İşte yeni takıntım. Favorim. Anti-depresanım. Karşınızda Alexander McCall Smith ve No. 1 Ladies' Detective Agency serisi! Yanda görünen iki kitap dışında bir çok kitabı mevcut bu serinin; onlar da şunlar... Sırasıyla gidiyorum: The No. 1 Ladies' Detective Agency, Tears of the Giraffe, Morality for Beautiful Girls, The Kalahari Typing School For Men, The Full Cupboard of Life, In the Company of Cheerful Ladies...

Bu seriye ait olan ilk kitabı yeni bitirdim ve çok eğlendim. Öyle çok düşündüren, kafa yordurtan bir şey değil elbette ama çok güzel ve zeki bir dille yazılmış kitaplar bunlar... Sıcak kitaplar. İnsanı başka bir yere -aslında o yerde Afrika oluyor- taşıyorlar. Sevdim ben bu seriyi.

Sanırım Türkçe baskıları da yapılmış bu seriden bir kaç kitabın. Ancak duyduğuma göre pek başarılı değilmiş... Ah, ah, doğumgünüm yakın olsa bana çok güzel hediye olur bu seriden de... Neyse canım! Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla halleri işte. "Blog"lar bunun için de vardır. Evet, evet... Bir de şöyle bir Pennac serisi olsa mesela... Amazon'da 13 dolarcık canım böyle kitaplar ne olacak değil mi ama? Alıveririz... Alıverilir aman! Buradan Barselona'ya tüm sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.

Tüm bunlar dışında bir kaç havadisim daha var. Yolladığım CV başka bir takım önemli mercilere iletilmek üzere tekrar birinci şahıslara e-mail yoluyla aktarıldı. Sanırım bir şeyler olacak. Ayrıca EEG için de haftaya cumartesi için gün alındı. Saçlarım temiz ve de karnım tok gitmem lazımmış... Doktora da gene cumartesi 11 sularında gidilecek; ne kadar psikotik, ne kadar nevrotik olduğum anlaşılacak biraz daha... Bunun gibi hayati gelişmeler dışında, "emüyzmınt, etrekşın, liyjır, pestaym" kabilinden de bu gece peçeteci Ebru Hanım ilen sinemaya gidip, "Neymiş la bu tiridi?" diye bakacağız. Üstüne de "çiiyyzzzkeyk" yiyip sıcak sake içecek, "keliforniyın rol" falan da atıp, 1956 yılı "bordo süperiyör"leri devireceğiz bizim kavdaki. Sonra da kusacağız herhalde... Ama o soru sanırım baki kalacak: "Neydi la o tiridi?"

Beni okuyan mercilere "merci"lerimi sunup uzaklaşıyorum "örbın" köşeyazarı kılığımla. Çok işim var... Fön çektirmeye elbette; nereye mi? Tabii ki "MoS"a!!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder