14 Eylül 2005

Yenilikler

Evet, bu yazdığım yazının başlığı "yenilikler"... Ama bakalım neymiş bu yenilikler? Öncelikle "Ama... Aman!"daki yenilikler; bakınız ki linkler ekledim: "wrapped.in.spastik" -yani süper kahraman diceyimiz Cezmi Madoks'un sitesi olarak bizi "sensibly suck" eden şey, dedirten site- ve de "şoparaerternus" takip ettiklerimiz, arada göz gezdirdiklerimiz içinde... "antidig" de sanat ve sanatçının oluşumu, o da pek sevimli; hatta öyle ki gidiniz görünüz sitesini... Bir de Portakal Ağacı var tabii... İştah açan bir site. Ben de kendime bir dijital fotoğraf makinesi edindiğimde buraya resimli tariflerimi de koymayı düşünmüyor değilim. Çok özeniyorum "yemek blog"larına da bir yandan aslında da yavaş yavaş olacak artık...

Bir de gene bakınız ki "blog kardeşliği" denen bir oluşuma üye oldum. Bir nevi zincir kendisi, sayfamızda rastgele diğer "blog"lara link veriyor. Onlara da bakıyoruz, o "blog"ları da seviyor ve de sayıyoruz. Bütün bunların altına da bir adet sayaç kondurduk; bedava bedava gelen geçeni sayıyor siteden IP numarasına hassas bir şekilde o yüzden "arabada beş, evde onbeş!" durumları olmuyor. Sağlıklı sayılar elde etmeye çalışıyoruz.

Tüm bunlar dışında diğer bir haber var ki o da "Madame Uberfraud" ile ilgili! "Madame Uberfraud'a Mektuplar" isimli güzide yazı çalışmamın tasarımını yeniledim. Unuttuğum primitif "html" kodlarını hatırladım, garip işler karıştırdım, milyon tane "template" bozdum. Ama sonunda istediğimi elde ettim, mutluyum. Biliyorsunuz ki, bu yazı projesi de "link"ler arasında. Gidip bir tıklayıp, beni tasarımı hakkında eleştiri yağmuruna tutunuz. Çünkü içerik olarak henüz bir şey yok, zaten öyle bir ukalayım ki o proje konusunda kimseden de eleştiri alamam herhalde uzun bir dönem boyunca... Bir de sonra hevesim kaçar; projeye de küserim. Ukalayım ve kendime güvensizim işte; ne var yani? Siz sanki çatışmıyorsunuz kendinizle?

Tüm bu "olan biten", "yenilikler" havadisleri dışında içimden buraya bir adet "Marc Chagall" resmi koyasım geldi ki bu koyduğum resim uzun zaman boyunca bilgisayarımın masaüstünü işgal etmiştir. Çok hoş bir havası vardır... Bu resime bakınca "Bir bahar günü canlılığında Paris'i kim daha bu kadar güzel çizebilir? Aşık olunca mı trenler ters gider ve kedi vücutlu insanlar böylece mi camdan bakabilir?" gibi soruların yanıtlarını bulabiliriz. Eğer merak ediyorsak elbette ki...

Şimdi kendime bir fincan kahve yapacağım ve keyfime bakacağım. Sizler de bakınız efendim; neticede keyfinizden başka bir şeye sahip değilsiniz şu dünyada esasen. Tek tadı çıkan şey o aslına bakarsak. Her bir şey ona bağlı...

Aman, mis gibi işte herşey! Ay aman! Yandan...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder