16 Eylül 2005

Üreten, Yaratan, Yaratıcı, Sanatçı Tanrı


Üreten Tanrı'dır. Yaratan olarak da adı "Yaradan"dır. Yaratıcı olarak parçalara bölünmüştür; onca şeyi yaratmak için. Yani bir "yazar"dır. "Tanrı bir şizofren," demişti Atakan bir gün. Belki de... Bunun üstüne çok düşünüyorum. Ama bundan öte Tanrı paranoyaktır diyorum ben; "omniscient" olmasını başka neye bağlayabiliriz ki? Ne de olsa herşeyi bildiği ön görülür O'nun. Arzusunu elde etmiş bir paranoyak! Hem de bir kontrol manyağı ki; her yerde kendisi: "omnipresent".

Gaipten sesler duyanlara, hissedenlere, ve buna benzeyen Tanrımsı sanrılara kapılanlara Latince ya da Antik Yunanca kaynaklı adlar vermiyor muyuz? Paranoyak, şizoid, o, bu... Tanrı'yı taklit etmeye çalışanlar deliriyorlar. Çünkü çok geniş bir bilgisi var bu evrenin. Delilik ve dahilik arasındaki ince sınırda olanlar da bu kişiler... Yoksa cinnet kesip karısını doğrayan adamlardan bahsetmiyorum ben. O hal insan olma bilincini de kaybetme hali. Toptan kayış kopması yani.

Ancak Tanrı'yı taklit etmeye çalışan deli dahilerde asla ama asla kopamaz o kayış. Çünkü insan olmanın bilincinde çılgın bir azap içerisindelerdir. Ve onları yaratıcı kılan da, asla "O" olamamanın, kendisiyle ve ürettiğiyle yetinememenin getirdiği korkunç bir "varoluş acısı". Küskün anlarda buna dönüşen şey...

Örneğin bir sanatçı da Tanrı denli paranoyaktır. Sürekli gözlem yapar. Bu gözlem çevrede bulunan ağaçlar, kuşlar, insanların portrelerinin üstünkörü incelenmesinden ziyade şudur: karşısındaki şey neyse -canlı ya da cansız- hakkında yapılan öngörüler saptamalar, sezinlemeler...

En basitinden ve en uç noktasından ele alırsak, aynen şöyledir bu düşünüş biçemi aslında; ve bu bağlamda nesnemiz pipo olsun bu seferlik: "...şu pipo düşünür mü? düşünseydi ne düşünürdü? ve şu anda bunu düşünüyor mu?... düşünme yetisi varsa benim onun düşündüğümü algılayabilir mi? bu bir pipo değil midir yoksa? bu bir pipo değildir... değil midir? nedir?" Bu paranoyak sorgulayıcı düşünce dizgisi ve düzeni akacak bir oluk bulamazsa delilik başlar; eğer ki akacak bir oluk, bir geçit bulursa biz dehayla karşılaşırız ve etkileniriz. Delilik, Tanrı olamamaktan kaynaklanan belirsizlikle karşılaşmanın verdiği ürküntüdür bu gibi insanlarda. "Bilgi"ye ulaşamamanın verdiği korkunç özgüvensizlik ve bir o kadar kendine güvenli gözüken sorgulayıcılık yıkımı getirebilir...

Örneğin;
"Bir"e ulaşamamanın verdiği küskünlük depresyondur.
"Bir"den "birçoklar"ın yaratıldığı evrende başka bir "evren" yaratıp başka "tek"likler yaratmak öncelikle "dezentegrasyon", sonunda da şizofrenidir.
"Bir"den yola çıkıp, yolunu kaybedip asabiyetle bilinen iki karşıtlıktan savunma kalkanları yaratmak ve bunların ucundan bucağından "Bir"e doğru sert hamleler yapmak "Sınırda Kişilik Bozukluğu"na tekabül eder.

Benim yaptığım ise şorololuktur, bir derecede bazılarına göre blogevangelist yapısalcı ukala tilkiliktir belki de. Ama belki de ben bir pipoyumdur, Ferdinand'ımdır de Saussure'ümdür, René'yimdir Magritte'imdir, "Ç'yimdir tembel tenekeyimdir özünde de... Çenem düşüktür, aklım çalışır, çalıştığını zanneder ve klavyeye dökülür böylece.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder